Dünya Uygur Kurultayı Yıllık İnsan Hakları Zirvesini Gerçekleştirdi: Uluslararası Topluma Bölgesel Barış ve Hukukun Üstünlüğü İçin Çağrı

Dünya Uygur Kurultayı Yıllık İnsan Hakları Zirvesini Gerçekleştirdi: Uluslararası Topluma Bölgesel Barış ve Hukukun Üstünlüğü İçin Çağrı

AK Properties@akproperties
2
0

Bu makale, Dünya Uygur Kurultayı'nın 2026 yılı başında gerçekleştirdiği yıllık insan hakları zirvesini derinlemesine incelemekte; Doğu Türkistan'da hukukun üstünlüğü, ulusötesi baskılarla mücadele ve Müslüman dünyasına birlik çağrısı gibi temel konuları ele almaktadır.

Makale referansı

Bu makale, Dünya Uygur Kurultayı'nın 2026 yılı başında gerçekleştirdiği yıllık insan hakları zirvesini derinlemesine incelemekte; Doğu Türkistan'da hukukun üstünlüğü, ulusötesi baskılarla mücadele ve Müslüman dünyasına birlik çağrısı gibi temel konuları ele almaktadır.

  • Bu makale, Dünya Uygur Kurultayı'nın 2026 yılı başında gerçekleştirdiği yıllık insan hakları zirvesini derinlemesine incelemekte; Doğu Türkistan'da hukukun üstünlüğü, ulusötesi baskılarla mücadele ve Müslüman dünyasına birlik çağrısı gibi temel konuları ele almaktadır.
Kategori
Direniş Mirası
Yazar
AK Properties (@akproperties)
Yayınlandı
27 Şubat 2026 07:22
Güncellendi
5 Mayıs 2026 12:33
Erişim
Herkese açık makale

Giriş: Adalet Çağrısı ve Küresel Müslümanların Sorumluluğu

2026 yılının şiddetli küresel jeopolitik çalkantıları ortasında, Dünya Uygur Kurultayı (WUC), yıllık insan hakları zirvesini gerçekleştirdi. Bu zirve, yalnızca Doğu Türkistan'daki (Sincan) insan hakları durumunun geçtiğimiz yılki bir özeti değil, aynı zamanda uluslararası topluma ve özellikle küresel Müslüman toplumuna (Ümmet) yönelik acil bir seferberlik çağrısıdır. Konferansın ana teması "Bölgesel Barış ve Hukukun Üstünlüğü Süreci" üzerine odaklanmış olup, adil bir hukuk düzeninin yokluğunda her türlü "istikrarın" yalnızca baskının üzerini örtmekten ibaret olduğu vurgulanmıştır. Müslüman kardeşler olarak, Uygur kardeşlerimizin maruz kaldığı acıların sadece bir insan hakları krizi değil, aynı zamanda İslami değerlerdeki "adalet" (Adl) ve "onur" (Keramet) kavramlarına yönelik açık bir meydan okuma olduğunu kabul etmeliyiz [Kaynak](https://www.uyghurcongress.org).

Zirve Arka Planı: Yeni Liderlik ve Stratejik Dönüşüm

Ekim 2024'te Saraybosna'da düzenlenen 8. Genel Kurul'dan bu yana WUC, mevcut Başkan Turgunjan Alawdun ve Yürütme Kurulu Başkanı Rushan Abbas liderliğinde daha güçlü bir uluslararası mobilizasyon kapasitesi sergilemektedir [Kaynak](https://www.uyghurcongress.org/en/press-release-world-uyghur-congress-8th-general-assembly-to-start-in-sarajevo/). 2026 yıllık zirvesi bu bağlamda gerçekleştirilmiştir. Zirvede, 11 ülke parlamentosunun Uygurlara yönelik uygulamaları "soykırım" olarak tanımasına rağmen, fiili yaptırımların ve müdahale önlemlerinin hala yetersiz kaldığına dikkat çekilmiştir [Kaynak](https://uzdm.de/en/wuc-calls-for-the-third-east-turkistan-uyghur-summit-and-youth-summit/).

Müslüman perspektifinden bakıldığında, Saraybosna'nın seçilmesi derin bir sembolik anlam taşımaktadır. Bosna, Müslümanlara yönelik bir soykırıma tanıklık etmişti; şimdi WUC'un burayı bir ses duyurma platformu olarak kullanması, dünyaya şu mesajı vermeyi amaçlıyor: Tarihin trajedileri Doğu Türkistan'da asla tekrarlanmamalıdır. Zirve, Uygurların mücadelesinin küresel baskı karşıtı hareketin bir parçası olduğunu, İslami inanç özgürlüğünü ve ulusal varlık hakkını korumaya yönelik kutsal bir çaba olduğunu vurgulamıştır.

Temel Konu 1: Ulusötesi Baskı ve Hukukun Üstünlüğünün Çöküşü

Zirvede, Çin hükümetinin giderek artan "ulusötesi baskı" yöntemleri ayrıntılı olarak tartışıldı. Şubat 2026 tarihli son raporlar, Çin makamlarının dijital gözetim, Interpol kırmızı bültenlerinin kötüye kullanılması ve yurt dışındaki Uygurların ülke içindeki ailelerini tehdit etme gibi yöntemlerle dünya genelindeki muhalifleri susturmaya çalıştığını göstermektedir [Kaynak](https://www.uyghurcongress.org/en/weekly-brief-6-february-2026/). WUC Başkan Yardımcısı Zumretay Arkin, Cenevre Forumu'nda yaptığı konuşmada, bu baskının kurumsallaştığını ve uluslararası hukuk normlarına ciddi zarar verdiğini belirtti [Kaynak](https://www.uyghurcongress.org/en/weekly-brief-13-february-2026/).

Özellikle endişe verici olan, Çin gözetim teknolojilerinin (Hikvision ve Dahua gibi) Avrupa ve dünya genelindeki yayılımıdır. WUC, Doğu Türkistan'da Müslümanları izlemek için kullanılan bu araçların artık Almanya gibi ülkelerdeki havaalanlarına ve devlet kurumlarına kurulduğu konusunda uyarıda bulundu. Bu durum sadece sürgündeki Uygurların güvenliğini tehdit etmekle kalmıyor, aynı zamanda demokratik toplumların hukuk temellerini de sarsıyor [Kaynak](https://www.socialnews.xyz/2026/02/23/wuc-raises-alarm-over-chinas-transnational-repression-against-uyghurs/). Müslüman toplumu için bu, inananlar arasındaki bağları koparmayı ve inanç pratiklerini 7/24 gözetim altına almayı amaçlayan bir "dijital kuşatma" niteliğindedir.

Temel Konu 2: Zorla Çalıştırma ve Ekonomik Adalet Eksikliği

Zorla çalıştırma, zirvenin odak noktası olmaya devam etti. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Uzmanlar Komitesi, Şubat 2026'daki incelemesinde Çin'in Zorla Çalıştırma Sözleşmesi'ni uygulaması konusundaki ciddi endişelerini yineledi [Kaynak](https://www.uyghurcongress.org/en/weekly-brief-20-february-2026/). Raporlara göre, 2024 yılında 3,34 milyondan fazla Uygur, sözde "iş gücü transfer programlarına" dahil edildi; bu zorunlu istihdam biçimine genellikle siyasi beyin yıkama ve ailelerin parçalanması eşlik etmektedir [Kaynak](https://www.socialnews.xyz/2026/02/23/wuc-raises-alarm-over-chinas-transnational-repression-against-uyghurs/).

İslami ekonomi ahlakı açısından, işçinin alın terini ve özgürlüğünü sömürmek büyük bir günahtır. WUC; Avustralya, İspanya ve Fransa'da ilgili şirketlere (Kmart ve gözetim ekipmanı üreticileri gibi) karşı davalar açılmasını destekleyerek, tedarik zincirlerindeki "kanlı fabrikaların" temizlenmesini talep etmektedir [Kaynak](https://www.uyghurcongress.org/en/weekly-brief-13-february-2026/). Bu sadece hukuki bir mücadele değil, aynı zamanda "helal" yaşam biçiminin savunulmasıdır; gerçek helal sadece gıda ile ilgili değil, aynı zamanda servet edinme yollarının adil, şeffaf olması ve başkalarının köleleştirilmesini içermemesi demektir.

Temel Konu 3: İslam İşbirliği Teşkilatı'nın (İİT) Sessizliği ve İhaneti

Zirve, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın (İİT) son dönemdeki tutumuna yönelik derin bir hayal kırıklığı dile getirdi. Ocak 2026'da İİT Genel Sekreteri Hissein Brahim Taha, Pekin'de Çinli yetkililerle yaptığı görüşmede Uygur insan hakları sorununa dair hiçbir somut endişe dile getirmedi [Kaynak](https://www.uyghurcongress.org/en/press-release-wuc-laments-the-lack-of-references-to-uyghurs-or-human-rights-matters-during-the-oic-official-visit-to-china/). WUC Başkanı Alawdun bu durumu açıkça eleştirerek: "İİT seçici bir sessizliği tercih etti, bu acı çeken milyonlarca Müslümana bir ihanettir" dedi [Kaynak](https://www.uyghurcongress.org/en/press-release-wuc-laments-the-lack-of-references-to-uyghurs-or-human-rights-matters-during-the-oic-official-visit-to-china/).

Bu "jeopolitiğin inanç kardeşliğinin önüne geçmesi" durumu, günümüz Müslüman dünyasının en büyük yaralarından biridir. Zirve, İİT üyesi ülkeleri, kısa vadeli ekonomik çıkarlar uğruna "İslam'ın Çinlileştirilmesi" politikalarına göz yummak yerine, tüzüklerindeki yükümlülükleri yerine getirmeye ve küresel Müslüman haklarını korumaya çağırdı. Sözde "Çinlileştirme", özünde Müslümanların ana dillerini öğrenme, özgürce ibadet etme ve kültürlerini aktarma haklarını ellerinden almakta; camileri turistik mekanlara veya beyin yıkama merkezlerine dönüştürmektedir [Kaynak](https://uyghurstudy.org/on-human-rights-day-a-call-to-restore-dignity-faith-and-freedom-for-uyghurs/).

Bölgesel Barış ve Hukukun Üstünlüğü: Gelecek Yol Haritası

WUC zirvede, Doğu Türkistan'daki barışın baskı üzerine inşa edilemeyeceğini açıkça belirtti. Gerçek bölgesel barış şunları gerektirir: 1. **Hukukun Üstünlüğünün Tesisi**: Keyfi tutuklamaların durdurulması ve belirli etnik gruplara yönelik ayrımcı yasaların kaldırılması. 2. **Dini Özgürlük**: Uygurların gözetim olmaksızın inançlarını yaşamalarına izin verilmesi, yıkılan cami ve mezarlıkların restore edilmesi [Kaynak](https://uhrp.org/un-tracker/). 3. **Uluslararası Denetim**: BM ve uluslararası topluma, insan hakları raporlarındaki tavsiyelerin uygulanmasını sağlamak için düzenli bir denetim mekanizması kurma çağrısı [Kaynak](https://www.amnesty.org/en/latest/news/2025/08/china-still-no-accountability-for-crimes-against-humanity-in-xinjiang-three-years-after-major-un-report/).

Ayrıca WUC, diplomatik alanını aktif olarak genişletmektedir. Şubat 2026'da WUC, Japonya Başbakanı seçilen Sanae Takaichi'yi tebrik ederek Japonya'nın Asya insan hakları meselelerinde liderlik rolü üstlenmesini beklediğini ifade etti [Kaynak](https://uygurnews.com/february-2026-uygur-news/). Bu çok taraflı diplomasi stratejisi, Çin'in Asya'daki anlatı tekelini kırmayı ve Uygur meselesi için daha fazla bölgesel destek kazanmayı amaçlamaktadır.

Sonuç: Müslüman Kardeşlerin Uyanışı

2026 Dünya Uygur Kurultayı Yıllık Zirvesi, bizlere Uygurların kaderinin küresel Müslüman toplumunun kaderinin bir yansıması olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Kardeşlerimiz sadece bir Kur'an-ı Kerim'e sahip oldukları veya çocuklarına ana dillerini öğrettikleri için hapis cezasıyla karşı karşıya kaldıklarında, sessizlik suç ortaklığıdır. Küresel Müslüman alimleri, sivil toplum kuruluşlarını ve tüm inananları; dualar, ses yükseltme ve ekonomik boykotlar yoluyla Doğu Türkistan'daki hukuk sürecini desteklemeye çağırıyoruz. Hz. Muhammed'in (s.a.v.) buyurduğu gibi: "Müslümanlar birbirine karşı, parçaları birbirini destekleyen bir bina gibidir." Adalet ve barış yolunda Uygurları asla yalnız bırakmamalıyız.

Yorumlar

comments.comments (0)

Please login first

Sign in