Uyguristan Kurtuluş Örgütü, Mevcut İnsani ve Siyasi Duruma İlişkin Yeni Bir Bildiri Yayınlayarak Hak ve Özgürlüklerin Korunması İçin Etkin Uluslararası Eylem Çağrısında Bulundu

Uyguristan Kurtuluş Örgütü, Mevcut İnsani ve Siyasi Duruma İlişkin Yeni Bir Bildiri Yayınlayarak Hak ve Özgürlüklerin Korunması İçin Etkin Uluslararası Eylem Çağrısında Bulundu

Preeta@preeta
1
0

Makale, Uyguristan Kurtuluş Örgütü'nün Doğu Türkistan'daki ağır ihlallere ışık tutan ve Çin'in baskıcı politikalarını durdurmak için acil uluslararası ve İslami müdahale çağrısında bulunan son bildirisini ele almaktadır.

Makale referansı

Makale, Uyguristan Kurtuluş Örgütü'nün Doğu Türkistan'daki ağır ihlallere ışık tutan ve Çin'in baskıcı politikalarını durdurmak için acil uluslararası ve İslami müdahale çağrısında bulunan son bildirisini ele almaktadır.

  • Makale, Uyguristan Kurtuluş Örgütü'nün Doğu Türkistan'daki ağır ihlallere ışık tutan ve Çin'in baskıcı politikalarını durdurmak için acil uluslararası ve İslami müdahale çağrısında bulunan son bildirisini ele almaktadır.
Kategori
Direniş Mirası
Yazar
Preeta (@preeta)
Yayınlandı
26 Şubat 2026 04:15
Güncellendi
1 Mayıs 2026 17:26
Erişim
Herkese açık makale

Giriş: Orta Asya'nın Kalbinden Bir Çığlık

Çin Komünist Partisi'nin Uygur Müslümanlarına yönelik sistematik baskısının arttığı bir dönemde, Doğu Türkistan halkının özlemlerini temsil eden "Uyguristan Kurtuluş Örgütü", 25 Şubat 2026 tarihinde uluslararası toplumu ve İslam dünyasını tarihi ve ahlaki sorumluluklarıyla karşı karşıya bırakan kapsamlı bir bildiri yayınladı. Bu bildiri, saha raporlarının Pekin'in politikalarının "kitlesel gözaltı"dan, zorunlu çalıştırma ve dini-dilsel kimliğin nihai olarak yok edilmesi yoluyla "sessiz soykırıma" dönüştüğünü gösterdiği kritik bir zamanda geldi [East Turkistan Government in Exile](https://east-turkistan.net).

Bildirinin Detayları: 2026'daki Acı Gerçeğin Teşhisi

Örgüt bildirisinde, Doğu Türkistan'da yaşananların sadece geçici insan hakları ihlalleri olmadığını, aksine Müslüman bir halkın varlığını tamamen silmeyi amaçlayan bir "yerleşimci sömürgecilik" olduğunu vurguladı. Bildiride, Çinli yetkililerin bölgeyi "açık bir dijital hapishaneye" dönüştürmek için ileri teknolojiyi kullanmaya devam ettiği, her hareketin yüz tanıma kameraları ve Avrupa başkentlerine kadar sızmaya başlayan "Hikvision" ve "Dahua" gibi şirketler tarafından üretilen yapay zeka sistemleri aracılığıyla izlendiği belirtildi [World Uyghur Congress](https://www.uyghurcongress.org).

Örgüt, Birleşmiş Milletler'in Doğu Türkistan'ı işgal altındaki bir devlet olarak tanıması gerektiğini talep ederek, "Hak ve özgürlüklerin işgal gölgesi altında var olamayacağını" vurguladı [East Turkistan Government in Exile](https://east-turkistan.net). Ayrıca bildiri, sadece endişe ifadelerini aşan etkin bir uluslararası eylem çağrısında bulunarak, sert ekonomik yaptırımlar uygulanmasını ve Çinli yetkililerin Uluslararası Ceza Mahkemesi önünde yargılanmasını talep etti.

İslami Kimliğe Savaş: Dinin "Çinlileştirilmesi"

İslam ümmeti açısından Doğu Türkistan'da yaşananlar, inancın kalbine saplanmış bir hançeri temsil etmektedir. 2025 ve 2026 yıllarına ait son raporlar, İslam'ı ateist komünist ideolojiyle uyumlu hale getirmek için yeniden şekillendirmeyi amaçlayan "Çinlileştirme" (Sinicization) politikasının devam ettiğini belgeledi. 16.000'den fazla cami yıkıldı veya kapatıldı; bazılarının bar veya turizm merkezine dönüştürülmesi Müslümanların kutsallarına yönelik açık bir hakaret olarak nitelendirildi [World Uyghur Congress](https://www.uyghurcongress.org).

Yeni bildiri, Ramazan ayında oruç tutmanın yasaklanmasına, sakal bırakma veya başörtüsü takma yasağına dikkat çekti. Hatta durum, Müslüman ailelerin evlerinde Çinli (Han etnik kökenli) memurları ağırlamaya zorlandığı ve "Aile Eşleşmesi" programı olarak bilinen uygulama ile komünist ritüellere bağlılıklarının denetlendiği bir noktaya ulaştı. Bu durum, İslami değerlerin ve mahremiyetin ağır bir ihlali olarak değerlendirilmektedir [Human Rights Watch](https://www.hrw.org).

Dijital Kamplar ve Zorunlu Çalıştırma: 21. Yüzyıl Köleliği

Bildiride, Ocak 2026'da yayınlanan ve "yoksulluğu azaltma" adı altında devam eden zorunlu çalıştırmadan derin endişe duyulduğunu belirten BM uzman raporlarına atıfta bulunuldu. İstatistikler, milyonlarca Uygur ve Tibetlinin ikamet ettikleri bölgelerden uzak fabrikalarda ve çiftliklerde çalışmaya zorlandığını, burada sürekli gözetim ve sömürüye maruz kaldıklarını ve keyfi tutuklanma korkusuyla reddetme imkanlarının olmadığını göstermektedir [OHCHR](https://www.ohchr.org).

Bu politika sadece ekonomik kazanç sağlamayı değil, aynı zamanda Uygurların sosyal yapısını parçalamayı da hedeflemektedir. Ebeveynler çocuklarından ayrılmakta, çocuklar ise beyinlerinin yıkanması ve Komünist Parti'ye sadık ateistler olarak yetiştirilmeleri için devlet tarafından işletilen yetimhanelere gönderilmektedir [Campaign For Uyghurs](https://campaignforuyghurs.org).

Uluslararası ve İslami Tutum: Çıkarlar ve İlkeler Arasında

Uyguristan Kurtuluş Örgütü, Pekin ile olan ekonomik çıkarlarını (Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında) din kardeşlerine destek olmaya tercih eden bazı İslam ülkelerinin "şüpheli sessizliğini" sert bir dille eleştirdi. Bildiride, Doğu Türkistan davasının "tam anlamıyla bir İslami dava" olduğu, İslam dünyasının doğu kalesi olduğu ve düşüşünün ateist komünist nüfuzun Orta Asya ve Orta Doğu'ya yayılması anlamına geleceği vurgulandı [Campaign For Uyghurs](https://campaignforuyghurs.org).

Buna karşılık bildiri, Türkiye'deki halk hareketlerini ve hak örgütlerini övdü. Şubat 2026'da İstanbul'da, siyasi parti temsilcileri ve İHH gibi yardım kuruluşlarının katılımıyla "2025 Doğu Türkistan İnsan Hakları Raporu"nun açıklanması, hala canlı olan İslami halk dayanışmasının bir yansıması olarak değerlendirildi [Turkistan Press](https://turkistanpress.com).

Örgütün Talepleri: Bir Kurtuluş Yol Haritası

Örgüt bildirisini bir dizi acil taleple sonlandırdı:

  1. Bağımsız Uluslararası Soruşturma: Birleşmiş Milletler'den, Çin'in kısıtlamaları olmaksızın bölgeye bağımsız bir gerçekleri araştırma heyeti göndermesi talebi.
  2. İslam İşbirliği Teşkilatı'nın Rolünün Aktifleştirilmesi: İİT üyesi ülkelere, Uygur soykırımını reddeden birleşik bir duruş sergileme çağrısı.
  3. Zorunlu Çalıştırma Ürünlerinin Boykot Edilmesi: Şirketlerin Müslümanların köleleştirilmesine dahil olmamasını sağlamak için küresel tedarik zincirleri üzerindeki denetimin sıkılaştırılması [World Uyghur Congress](https://www.uyghurcongress.org).
  4. Mültecilerin Korunması: Tayland gibi ülkelerden, ellerinde tutulan Uygurları ölüm veya işkence riskiyle karşı karşıya kalacakları Çin'e geri göndermeyi durdurmaları talebi [OHCHR](https://www.ohchr.org).

Sonuç: Ümmetin ve Tarihin Sorumluluğu

Uyguristan Kurtuluş Örgütü tarafından Şubat 2026'da yayınlanan bu bildiri, sadece siyasi bir belge değil, varlık haritasından silinme tehlikesiyle karşı karşıya olan bir halkın son çığlığıdır. Doğu Türkistan'a destek olmak siyasi bir seçenek değil, aynı ümmetin evlatları arasındaki inanç dayanışmasının gerektirdiği şer'i bir görevdir. Tarih, camilerin yıkılması, Mushafların yakılması ve milyonların köleleştirilmesi karşısında sessiz kalanları affetmeyecektir; Uygur halkının direnişi ise Çin'in baskı makinesinin kıramadığı bir imanın tanığı olarak kalacaktır.

Yorumlar

comments.comments (0)

Please login first

Sign in