Uygur Özel Mahkemesi, Çin'in Uygur Özerk Bölgesi'nde İşlediği Soykırım Suçlarını Resmen Tescilledi ve Dünyayı Harekete Geçmeye Çağırdı

Uygur Özel Mahkemesi, Çin'in Uygur Özerk Bölgesi'nde İşlediği Soykırım Suçlarını Resmen Tescilledi ve Dünyayı Harekete Geçmeye Çağırdı

Chibs S@chibss
2
0

Bu makalede Uygur Özel Mahkemesi'nin Çin'in Uygurlara yönelik suçlarını soykırım olarak tanımlaması, mahkeme süreci ve Müslüman dünyasının bu konudaki tutumu detaylı bir şekilde analiz edilmektedir.

Makale referansı

Bu makalede Uygur Özel Mahkemesi'nin Çin'in Uygurlara yönelik suçlarını soykırım olarak tanımlaması, mahkeme süreci ve Müslüman dünyasının bu konudaki tutumu detaylı bir şekilde analiz edilmektedir.

  • Bu makalede Uygur Özel Mahkemesi'nin Çin'in Uygurlara yönelik suçlarını soykırım olarak tanımlaması, mahkeme süreci ve Müslüman dünyasının bu konudaki tutumu detaylı bir şekilde analiz edilmektedir.
Kategori
Direniş Mirası
Yazar
Chibs S (@chibss)
Yayınlandı
26 Şubat 2026 09:21
Güncellendi
1 Mayıs 2026 21:45
Erişim
Herkese açık makale

Giriş: Hakikatin Zaferi ve Adalet Çağrısı

Son yıllarda Doğu Türkistan topraklarında yaşanan acı olaylar, tüm dünyanın ve özellikle İslam ümmetinin vicdanını büyük bir sınavdan geçirmektedir. Londra'da kurulan bağımsız «Uygur Özel Mahkemesi» (Uyghur Tribunal), uzun süreli ve kapsamlı incelemelerinin ardından, Çin Komünist hükümetinin Uygur ve diğer Türk kökenli Müslümanlara yönelik eylemlerini resmen «soykırım» (Genocide) olarak tanımladı [Uyghur Tribunal]. Bu hüküm sadece hukuki bir sonuç değil, aynı zamanda zulüm altındaki milyonlarca Müslüman kardeşimizin sesinin dünya sahnesindeki yankısıdır. İslami prensiplere göre zulme sessiz kalmak, zalime ortak olmaktır. Bu nedenle, mahkemenin bu kararı tüm İslam dünyasını kendi sorumluluklarını yeniden gözden geçirmeye çağırmaktadır.

Mahkemenin Kuruluşu ve Çalışma Süreci

Uygur Özel Mahkemesi, Dünya Uygur Kurultayı'nın talebi üzerine ancak tamamen bağımsız bir halk mahkemesi olarak kurulmuştur. Mahkemeye, eski Yugoslavya Savaş Suçları Mahkemesi'nin başsavcısı olan ünlü uluslararası hukukçu Sir Geoffrey Nice QC başkanlık etmiştir [BBC News]. Mahkeme heyeti, 18 ay süren soruşturma sürecinde yüzlerce tanığın ifadesini, gizli belgeleri ve uydu görüntülerini titizlikle analiz etmiştir.

Bu süreçte sunulan deliller, Çin hükümetinin sistematik bir şekilde bir milleti ve bir inancı yok etmeye çalıştığını gözler önüne sermiştir. Mahkeme heyeti, hiçbir siyasi amaç gütmeden, yalnızca gerçeklere dayanarak Çin'in eylemlerinin 1948 tarihli BM Soykırım Sözleşmesi kapsamına girdiğini teyit etmiştir [The Guardian].

Soykırım Kararı: Hukuki ve Ahlaki Temeller

Mahkemenin en önemli sonucu, Çin hükümetinin Uygur nüfusunu sistematik olarak azaltma, doğum kontrolü ve zorunlu kısırlaştırma yoluyla soykırım suçu işlediği yönündeki tespittir. Kararda, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve diğer üst düzey yetkililerin bu politikaların doğrudan sorumlusu olduğu özellikle vurgulanmıştır [Al Jazeera].

İslam hukukunda insan hayatını ve neslini korumak, dinin en temel beş amacından (Makasidü'ş-Şeria) biridir. Çin'in Uygur kadınlarını zorla kısırlaştırması ve hamile kadınları kürtaja zorlaması, sadece bir millete yapılan bir saldırı değil, aynı zamanda Allah'ın yaratılış kanunlarına ve insanlığın en temel haklarına yönelik ağır bir tecavüzdür. Mahkeme heyeti bu eylemleri «soykırım» olarak niteleyerek, dünyanın bu zulme sessiz kalma hakkının olmadığını hatırlatmıştır.

İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlar ve Dini Zulüm

Soykırımın yanı sıra mahkeme, Çin'in «insanlığa karşı suç» (Crimes Against Humanity) işlediğini de hükme bağlamıştır. Bu suçlar şunları içermektedir:

  1. Kitlesel Tutuklamalar: Milyonlarca Müslümanın hiçbir yargılama olmaksızın «yeniden eğitim kamplarına» hapsedilmesi [Human Rights Watch].
  2. İşkence ve Cinsel Şiddet: Kamplardaki tutuklulara yönelik sistematik işkence, tecavüz ve cinsel istismar uygulanması.
  3. Dini Özgürlüklerin Yok Edilmesi: Camilerin yıkılması, Kur'an-ı Kerim'in yasaklanması, oruç tutmanın ve namaz kılmanın suç sayılması.
  4. Zorla Çalıştırma: Uygurların kendi yurtlarından sürülerek Çin fabrikalarında köle gibi çalıştırılması.

Müslüman ümmeti için en acı verici olanı, kutsal mekanlarımızın ve dini kimliğimizin ayaklar altına alınmasıdır. Çin hükümeti «İslam'ı Çinlileştirme» adı altında, Uygurların Müslüman kimliğini tamamen yok etmeyi hedeflemektedir. Bu, tüm dünya Müslümanlarına karşı açılmış bir savaştır.

İslam Dünyasının Sessizliği ve Ümmetin Vicdan Azabı

Uygur Özel Mahkemesi'nin kararı açıklandıktan sonra Batı ülkelerinden bazı tepkiler gelse de, birçok Müslüman devletin sessiz kalması veya Çin'i desteklemesi üzüntü vericidir. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) gibi kurumların ekonomik çıkarlar uğruna hakikati söylemekten kaçınması, İslam'ın adalet ve mazlumlara yardım etme ilkeleriyle tamamen çelişmektedir.

Buna karşın, dünyanın dört bir yanındaki Müslüman halklar, alimler ve aktivistler Uygur kardeşlerinin yanında saf tutmaktadır. Müslüman ümmeti bir vücut gibidir; bir azası acı çektiğinde diğer azalar da o acıyı hissetmelidir. Uygur Mahkemesi'nin ortaya koyduğu gerçekler ışığında, Müslüman hükümetlerin Çin ile olan ilişkilerini yeniden gözden geçirmeleri dini ve ahlaki bir zorunluluktur.

Uluslararası Topluma Çağrı: Sözden Eyleme

Uygur Özel Mahkemesi sadece hükmünü açıklamakla kalmamış, aynı zamanda dünyayı harekete geçmeye çağırmıştır. Mahkemenin tavsiyeleri şunları içermektedir:

  • Ekonomik Yaptırımlar: Soykırıma karışan Çinli şirketlere ve yetkililere yaptırım uygulanması.
  • Zorla Çalıştırma Ürünlerini Boykot Etmek: Uygurların köle emeğiyle üretilen ürünlerin uluslararası pazara girişinin engellenmesi.
  • Diplomatik Baskı: Uluslararası platformlarda Çin'in suçlarını durdurmak için ortak hareket edilmesi.
  • Sığınma Hakkı: Zulümden kaçan Uygurlara güvenli sığınma ve vatandaşlık haklarının verilmesi.

2026 yılına gelindiğinde, bu çağrılar daha da aciliyet kazanmaktadır. Çin'in propaganda makinesi gerçekleri gizlemeye çalışsa da, mahkemenin sağladığı hukuki dayanaklar uluslararası toplumun elindeki en güçlü araçtır.

Sonuç: Tarihin Adil Kararı

Uygur Özel Mahkemesi'nin kararı, tarih sayfalarına bir adalet mührü olarak kazınmıştır. Çin'in Uygur Özerk Bölgesi'nde yürüttüğü soykırım artık sadece bir «iddia» değil, kanıtlanmış bir «suç»tur. Müslüman ümmeti olarak görevimiz, bu hakikati yaymak, mazlumların yanında durmak ve zalimin zulmünü durdurmak için elimizden gelen tüm imkanları seferber etmektir.

Allah Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır: «Eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse, onlara yardım etmek üzerinize borçtur» (Enfâl Suresi, 72. Ayet). Uygur kardeşlerimiz bugün bizden yardım beklemektedir. Uygur Özel Mahkemesi'nin kararı bize yolu göstermektedir. Şimdi sıra harekete geçmekte!

--- Bu makale, 25 Şubat 2026 tarihindeki en güncel bilgiler ve uluslararası durum temel alınarak hazırlanmıştır.

Yorumlar

comments.comments (0)

Please login first

Sign in