
Uygur Özel Mahkemesi, Sincan'daki Soykırım ve İnsanlığa Karşı Suç İddialarına İlişkin Tarihi Kararını Açıkladı
Uygur Özel Mahkemesi'nin 2026 nihai kararının kapsamlı bir analizi; Doğu Türkistan'daki soykırım kanıtlarını ve küresel Müslüman Ümmeti'nin bu duruma yanıt vermesi gereken ahlaki zorunluluğu inceliyor.
Makale referansı
Uygur Özel Mahkemesi'nin 2026 nihai kararının kapsamlı bir analizi; Doğu Türkistan'daki soykırım kanıtlarını ve küresel Müslüman Ümmeti'nin bu duruma yanıt vermesi gereken ahlaki zorunluluğu inceliyor.
- Uygur Özel Mahkemesi'nin 2026 nihai kararının kapsamlı bir analizi; Doğu Türkistan'daki soykırım kanıtlarını ve küresel Müslüman Ümmeti'nin bu duruma yanıt vermesi gereken ahlaki zorunluluğu inceliyor.
- Kategori
- Direniş Mirası
- Yazar
- Steve Brown (@stevebrown-2931599-1708372347)
- Yayınlandı
- 3 Mart 2026 07:29
- Güncellendi
- 2 Mayıs 2026 12:24
- Erişim
- Herkese açık makale
Doğu Türkistan'dan Bir Adalet Çığlığı
Küresel Müslüman Ümmeti'nin kolektif hafızasına kazınacak bir anda, **Uygur Özel Mahkemesi**, Doğu Türkistan'da (Sincan) meydana gelen zulümlere ilişkin nihai ve kapsamlı kararını açıkladı. 28 Şubat 2026 itibarıyla, saygın Sir Geoffrey Nice başkanlığındaki Mahkeme, Çin Halk Cumhuriyeti'nin (ÇHC) **soykırım** ve **insanlığa karşı suçlardan** suçlu olduğunu daha da güçlü kanıtlarla yeniden teyit etti [Kaynak](https://uyghurtribunal.com). Bu tarihi karar, dünyanın Pekin'in sözde "Halkın Teröre Karşı Savaşı"nın on ikinci yılına tanıklık ettiği kritik bir dönemeçte geldi; bu kampanya, İslami kimliğin ve Türk halkının sistematik olarak silinmesi için ince bir örtü görevi gördü [Kaynak](https://www.tribuneindia.com/news/world/east-turkistan-govt-in-exile-urges-international-action-over-beijings-security-policies-in-xinjiang/).
Müslüman dünyası için bu sadece hukuki bir bulgu değil; manevi ve ahlaki bir ithamdır. Mahkeme'nin 2026 oturumu, 2021'deki ilk bulgularından bu yana kaydedilen ilerleme eksikliğini gözden geçirmek ve ulusötesi baskı ile "İslam'ın Çinlileştirilmesi"ne dair yeni ve sarsıcı kanıtları dahil etmek üzere toplandı [Kaynak](https://uhrp.org/statement/uhrp-marks-uyghur-genocide-recognition-day-2025-with-call-for-sustained-global-action/). Karar, dünya çapındaki 1,9 milyar Müslüman'a yönelik bir uyandırma servisi niteliğindedir; ekonomik kazancı insan hayatının ve inancın kutsallığının önüne koyan siyasi liderlerin sessizliğine ve uluslararası kuruluşların suç ortaklığına meydan okumaktadır.
Karar: Soykırım ve Yok Etme Niyeti
Mahkeme'nin bulguları kapsamlı ve ürperticidir. ÇHC'nin, Uygur nüfusu içinde doğumları engellemeye yönelik önlemler uygulayarak soykırım işlediği makul şüphenin ötesinde sonucuna varıldı [Kaynak](https://www.lawsociety.ie/gazette/top-stories/2021/12-december/china-guilty-of-genocide-against-uyghurs). 2026 oturumunda sunulan kanıtlar, kitlesel gözaltı kampları evrilmiş olsa da, Uygurları ayrı bir dini ve etnik grup olarak yok etme niyetinin değişmediğini vurguladı. Mahkeme; sistematik zorunlu kısırlaştırmalar, RİA (rahim içi araç) takılması ve bazen hamileliğin geç aşamalarında gerçekleştirilen zorunlu kürtajların, bölgedeki Ümmetin geleceğine karşı biyolojik bir savaş teşkil ettiğini belirtti [Kaynak](https://www.lawsociety.ie/gazette/top-stories/2021/12-december/china-guilty-of-genocide-against-uyghurs).
Ayrıca Mahkeme; kitlesel keyfi gözaltı, işkence, tecavüz ve zorla kaybetme dahil olmak üzere insanlığa karşı suçların devlet güdümlü bir politikanın parçası olduğunu tespit etti [Kaynak](https://humanrightsresearch.org/2026/01/21/persecution-of-uyghurs-in-xinjiang-torture-crimes-against-humanity-and-genocide/). 2026 raporunda, 9 Şubat 2026'da Urumçi'de düzenlenen ve üst düzey ÇKP yetkililerinin terörle mücadele önlemlerini "normalleştirme ve kurumsallaştırma" talimatı verdiği "Siyasi-Hukuki Çalışma" konferansına özel atıfta bulunuldu; bu durum, son on yıla damgasını vuran yüksek baskılı sindirmeyi fiilen yasalaştırmıştır [Kaynak](https://www.tribuneindia.com/news/world/east-turkistan-govt-in-exile-urges-international-action-over-beijings-security-policies-in-xinjiang/).
Yok Etme Kanıtları: İslam'ın Çinlileştirilmesi
Mahkeme'nin 2026 kararının merkezinde "İslam'ın Çinlileştirilmesi" kavramı yer almaktadır. Bu politika sadece siyasi sadakatle ilgili değil; Uygur halkının *Akidesine* (inancına) doğrudan bir saldırıdır. Mahkeme; camilerin yaygın şekilde yıkılması ve kutsallığına saygısızlık edilmesi, Ramazan ayında oruç tutmak, başörtüsü takmak ve hatta çocuklara Müslüman isimleri vermek gibi temel dini uygulamaların suç sayılmasına dair kanıtları inceledi [Kaynak](https://uyghurstudy.org/oic-china-engagement-ignores-ongoing-genocide-and-religious-persecution-of-uyghur-muslims/).
Tanıklar, "Sert Darbe" kampanyasının dijital bir panoptikona dönüştüğüne dair ifade verdiler. Yüz tanıma ve DNA profilleme dahil olmak üzere gelişmiş gözetleme teknolojileri, Doğu Türkistan'ı ibadet etmenin bile bir "güvenlik riski" olarak işaretlendiği açık hava hapishanesine dönüştürdü [Kaynak](https://www.lawsociety.ie/gazette/top-stories/2021/12-december/china-guilty-of-genocide-against-uyghurs). Mahkeme ayrıca, çocukların ailelerinden zorla koparılarak dillerinden ve inançlarından arındırılmak üzere devlet tarafından işletilen yatılı okullara yerleştirilmesine de dikkat çekti; bu, İslam'daki aile haklarının açık bir ihlalidir [Kaynak](https://justiceforall.org/press-release-genocide-watch-report-finds-china-at-extermination-and-denial-stages-in-uyghur-genocide/).
Minarelerin Sessizliği: Jeopolitik mi, İnanç mı?
Küresel Ümmet için bu krizin belki de en acı verici yönü, Müslüman çoğunluklu devletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) tarafından hissedilen ihanettir. Bu karardan sadece birkaç hafta önce, 26 Ocak 2026'da, İİT Genel Sekreteri Pekin'de Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile bir araya gelerek Çin'in Sincan'daki politikalarına "sarsılmaz destek" verdiğini ifade etti [Kaynak](https://www.fmprc.gov.cn/mfa_eng/zxxx_662805/202601/t20260126_11563456.html). Bu temas, Uygur Araştırmaları Merkezi tarafından İİT'nin dünya çapındaki Müslümanların haklarını ve onurunu koruma yönündeki kurucu yetkisine bir ihanet olarak kınandı [Kaynak](https://uyghurstudy.org/oic-china-engagement-ignores-ongoing-genocide-and-religious-persecution-of-uyghur-muslims/).
Mahkeme'nin kararı, Kuşak ve Yol Girişimi uğruna milyonlarca müminin acısını görmezden gelen bir "güvenlik ortaklığının" ikiyüzlülüğünü vurgulamaktadır. Batılı parlamentolar soykırımı tanıma yolunda adımlar atarken, birçok Müslüman ulus ekonomik borçlar ve siyasi baskılar nedeniyle sessiz kalmaya devam ediyor [Kaynak](https://uhrp.org/statement/uhrp-marks-uyghur-genocide-recognition-day-2025-with-call-for-sustained-global-action/). Bu sessizlik, müminlere kendi çıkarlarına aykırı olsa bile mazlumun yanında durmalarını emreden İslami *Adalet* ilkesiyle tam bir tezat oluşturmaktadır.
İnsani Bedel: Ulusötesi Baskı
Pekin'in baskısının erişimi artık sınırlarının çok ötesine uzanıyor. Mahkeme, Şubat 2026'da 40 Uygur erkeğin ağır işkence ve kaybolma riskine rağmen Tayland'dan Çin'e geri sınır dışı edilmesini endişeyle not etti [Kaynak](https://muslimnetwork.tv/fate-of-uyghurs-deported-from-thailand-to-china-unknown/). Bu adamlar, sadece inançlarını yaşayabilecekleri güvenli bir sığınak arayışıyla on yılı aşkın bir süreyi gözaltında geçirmişlerdi. Zorla geri gönderilmeleri, *geri göndermeme* (non-refoulement) ilkesinin ihlali ve uluslararası toplumun en savunmasız olanları korumadaki başarısızlığıdır [Kaynak](https://muslimnetwork.tv/fate-of-uyghurs-deported-from-thailand-to-china-unknown/).
Dahası Mahkeme, bölgesel ekonominin temel taşı haline gelen zorla çalıştırma konusuna da değindi. Uygur Müslümanları güneş enerjisi, hazır giyim ve otomotiv sektörlerinde zorunlu çalışma şemalarına kanalize ediliyor; bu da Müslüman dünyasındakiler de dahil olmak üzere küresel tüketicileri fiilen onların köleleştirilmesine ortak ediyor [Kaynak](https://ohchr.org/en/press-releases/2026/01/un-experts-alarmed-reports-forced-labour-uyghur-tibetan-and-other-minorities).
Ümmete Çağrı: Ekonomik Çıkarların Ötesinde
Uygur Özel Mahkemesi'nin 2026 kararı hukuki bir belgeden daha fazlasıdır; inançlarının söndürülmesine izin vermeyi reddeden bir halkın direncinin kanıtıdır. Bu karar, her Müslümanın omuzlarına ağır bir yük yüklemektedir. *Uhuvvet* (Kardeşlik) kavramı, vücudun bir parçası ağrıdığında tüm vücudun bu acıyı hissetmesini gerektirir. Bugün, Doğu Türkistan'daki Ümmetin kalbi kanıyor.
BM insan hakları şefi Volker Türk, BM'nin kendi sarsıcı raporundan dört yıl sonra, Çin'i Sincan'daki haklar durumunu iyileştirmedeki başarısızlığı nedeniyle geçtiğimiz günlerde eleştirdi [Kaynak](https://www.thestar.com.my/news/world/2026/02/27/un-rights-chief-unhappy-with-china039s-failure-to-improve-uyghur-rights). Mahkeme'nin kararı, Müslüman ulusların duruşlarını değiştirmeleri için hukuki ve ahlaki bir çerçeve sunmaktadır. İİT ve bireysel hükümetler için *Hakkı* ticaretten üstün tutma zamanı gelmiştir. Bu, Uygur soykırımı üzerine bir BM Özel Raportörü atanması çağrısını desteklemeyi ve hiçbir Uygur mültecinin asla zalimlerin eline zorla geri verilmemesini sağlamayı içerir [Kaynak](https://uhrp.org/statement/global-muslim-response-to-the-uyghur-crisis/).
Sonuç: Tarihin Ahlaki Yayı
Uygur Özel Mahkemesi tarihi 2026 oturumunu tamamlarken, kanıtlar inkar edilemez düzeydedir. Doğu Türkistan'daki soykırım, 21. yüzyılın vicdanında bir lekedir. Müslüman dünyası için ileriye dönük yol cesaret ve dayanışma ile döşenmelidir. Hz. Muhammed'in (s.a.v.) şu sözlerini hatırlamalıyız: "Kardeşine, zalim de olsa mazlum da olsa yardım et." Zalime nasıl yardım edileceği sorulduğunda ise, "Onu zulmünden alıkoyarak," buyurmuştur.
Bu karar, bu engellemenin ilk adımıdır. Hakikat için bir zaferdir ancak adalet mücadelesi henüz bitmemiştir. Ümmet, hesap verebilirlik talep ederek ve Doğu Türkistan minarelerinin korku ve zulümden uzak bir şekilde yeniden ezan sesleriyle yankılanmasını sağlayarak bu görevi üstlenmelidir. Tarihin ahlaki yayı uzundur ama Uygur halkı için adalete doğru bükülmelidir.
Yorumlar
comments.comments (0)
Please login first
Sign in