
Fransa Uygur Derneği: Paris'te İnsan Hakları Girişimleri Düzenleyerek Uygur Kültürel Mirası ve İnsan Hakları İçin Uluslararası Çağrıda Bulundu
Bu makale, Fransa Uygur Derneği'nin Paris'te başlattığı son insan hakları girişimlerini detaylandırarak; kültürel koruma, hukuki hak arama ve ulusötesi baskılara karşı direnişin küresel Müslüman toplumu bağlamındaki önemini incelemektedir.
Makale referansı
Bu makale, Fransa Uygur Derneği'nin Paris'te başlattığı son insan hakları girişimlerini detaylandırarak; kültürel koruma, hukuki hak arama ve ulusötesi baskılara karşı direnişin küresel Müslüman toplumu bağlamındaki önemini incelemektedir.
- Bu makale, Fransa Uygur Derneği'nin Paris'te başlattığı son insan hakları girişimlerini detaylandırarak; kültürel koruma, hukuki hak arama ve ulusötesi baskılara karşı direnişin küresel Müslüman toplumu bağlamındaki önemini incelemektedir.
- Kategori
- Direniş Mirası
- Yazar
- Luis Burchert (@luisburchert)
- Yayınlandı
- 1 Mart 2026 15:25
- Güncellendi
- 1 Mayıs 2026 14:21
- Erişim
- Herkese açık makale
Giriş: Sen Nehri Kıyısında İnanç Çığlığı ve Adalet Arayışı
2026 yılının ilkbahar başında Paris'te, Sen Nehri'nin suları her zamanki gibi sakin akarken; Eyfel Kulesi'nin karşısındaki Trocadéro Meydanı (Place du Trocadéro) ve Cumhuriyet Meydanı'nda (Place de la République), bir ulusun varoluşu ve inanç onuru için verdiği mücadele yeni bir aşamaya giriyor. Fransa Uygur Derneği (Association des Ouïghours de France, AOF), son dönemde Paris'te Uygur halkının kültürel miras krizi ve insan hakları durumuna uluslararası toplumun dikkatini çekmeyi amaçlayan bir dizi üst düzey insan hakları girişimi gerçekleştirdi. Küresel Müslüman toplumu (Ümmet) için bu, sadece uzak bir halkın siyasi talebi değil, aynı zamanda İslam'ın temel öğretileri olan "Adalet" (Adl) ve "Zulme Karşı Direniş"in günümüzdeki bir uygulamasıdır [Kaynak](https://www.ouighour.org/events).
Paris'in Yeni Simgesi: Avrupa Uygur Enstitüsü Genel Merkezi ve Kültürel Direniş
20 Ocak 2026 tarihinde, Fransa'daki Uygur toplumunun önemli bir dönüm noktası olarak, Avrupa Uygur Enstitüsü (Institut Ouïghour d'Europe, IODE) Paris'teki yeni genel merkezinin açılışını yaptı [Kaynak](https://www.hrw.org/news/2026/02/18/china-officials-pressuring-uyghurs-france). Bu girişim, Fransa Uygur Derneği tarafından tam destek gördü. Yeni genel merkez sadece idari bir ofis değil, aynı zamanda Uygur halkının yurt dışındaki manevi kalesi olarak görülüyor. Açılış töreninde dernek temsilcileri, ana vatandaki camiler yıkılırken ve dini gelenekler sistematik olarak yok edilirken; Paris'te Uygurca eğitimini, geleneksel Makam müziğini ve İslami kültür araştırmalarını sürdürmenin, Uygurların "kültürel soykırıma" karşı en dirençli yanıtı olduğunu vurguladılar.
Ancak bu kültürel rönesans süreci engelsiz ilerlemedi. İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından ifşa edildiği üzere, Çin'in Fransa Büyükelçiliği, törene davet edilen Fransız yetkililere baskı yaparak ulusal kimliği simgeleyen bu etkinliği engellemeye çalıştı [Kaynak](https://www.hrw.org/news/2026/02/18/china-officials-pressuring-uyghurs-france). Bu dış müdahale, aksine yerel Müslüman toplumu ve insan hakları savunucuları arasındaki dayanışmayı artırdı. Fransa Uygur Derneği Başkanı Mirqedir Mirzat, Uygur kültürünü korumanın insanlık medeniyetinin çeşitliliğini korumak ve küresel Müslüman kardeşlerin inanç haklarını savunmak anlamına geldiğini belirtti [Kaynak](https://east-turkistan.net/the-etge-and-uyghur-association-of-france-call-for-french-government-action-following-protest-against-xi-jinpings-visit/).
Ulusötesi Baskının Gölgesi: 2026'nın Güvenlik Zorlukları
Fransa'nın 2026 G7 Zirvesi'ne ev sahipliği yapmaya hazırlandığı bir dönemde, Uygur aktivistlerin karşı karşıya kaldığı "ulusötesi baskı" riski önemli ölçüde arttı. Şubat 2026'da yayınlanan raporlar, Paris'te yaşayan Uygur mülteciler Abdurahman Tohti ve Mirkamel Tourghoun'un, kendilerini Çinli yetkili olarak tanıtan kişiler tarafından telefonla tehdit edildiğini ve rüşvet teklif edildiğini doğruladı [Kaynak](https://www.hrw.org/news/2026/02/18/china-officials-pressuring-uyghurs-france). Karşı tarafın, Sincan'daki ailelerinin güvenliğini koz olarak kullanarak, onlardan Paris'teki Uygur toplumunun faaliyetlerini izlemelerini ve insan hakları savunuculuğunu durdurmalarını talep ettiği bildirildi [Kaynak](https://www.molihua.org/2026/02/19/paris-uyghurs-threatened/).
Bu tür bir "uzun kol yargısı", sadece Fransa'nın egemenliğine bir meydan okuma değil, aynı zamanda Müslüman aile ahlakının acımasızca çiğnenmesidir. İslam'da aile toplumun temel taşıdır ve aile bağlarını siyasi şantaj için kullanmak, Fransa Uygur Derneği tarafından "insanlık dışı bir ahlaki çöküş" olarak kınandı. Dernek, Fransız hükümetine yaklaşan Evian G7 Zirvesi'nde, zulüm gören azınlıkları dış güçlerin sindirme politikalarından korumak için ulusötesi bir yasal çerçeve oluşturulması çağrısında bulundu [Kaynak](https://www.hrw.org/news/2026/02/18/china-officials-pressuring-uyghurs-france).
Hukuki Hak Arama: Zorla Çalıştırmaya Karşı Uzun Soluklu Savaş
Fransa Uygur Derneği'nin Paris'teki faaliyetlerinde hukuki hak arama süreci her zaman temel gündem maddesi olmuştur. 2021 yılından bu yana dernek, Avrupa Uygur Akademisi ve Sherpa gibi sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yaparak, Sincan'daki tedarik zincirlerinde zorla çalıştırma yöntemini kullandığından şüphelenilen çok uluslu şirketlere karşı davalar açmaya devam ediyor [Kaynak](https://www.rfa.org/mandarin/yataibaodao/renquanfazhi/ql1-05172023041920.html). Soruşturma altındaki şirketler arasında Uniqlo, Zara'nın ana şirketi Inditex ve Skechers gibi markalar yer alıyor [Kaynak](https://www.guancha.cn/internation/2021_07_02_596645.shtml).
Hukuki süreç uzun ve zorlu olsa da, Fransız mahkemelerinin 2023'te ilgili soruşturmaları yeniden başlatması adaletin bir ışığı olarak görüldü [Kaynak](https://www.rfa.org/mandarin/yataibaodao/renquanfazhi/ql1-05172023041920.html). Müslüman perspektifinden bakıldığında, kölelik ve zulümle üretilen malları tüketmeyi reddetmek, "Helal" yaşam tarzının bir uzantısıdır. Dernek, Paris sokaklarında broşürler dağıtarak ve seminerler düzenleyerek Fransız tüketicileri kıyafetlerin arkasındaki gözyaşına dikkat etmeye çağırdı ve ekonomik çıkarların asla temel insan onurunun önüne geçmemesi gerektiğini vurguladı. Şubat 2025'te İnsan Hakları İzleme Örgütü, bazı şirketlerin tedarik zinciri sorumluluğu konusundaki geri adımlarını eleştirerek Fransız hükümetini Kurumsal Gözetim Yükümlülüğü Yasası'nı (Duty of Vigilance Law) daha sıkı uygulamaya çağırdı [Kaynak](https://www.hrw.org/news/2025/02/11/france-backsliding-corporate-accountability).
Milli Kültürel Miras: Sürgünde Kök Salmak
Ana vatandaki kültürün sistematik olarak silinmesine karşı koymak amacıyla Fransa Uygur Derneği, 2025-2026 yılları arasında gençlerin eğitimine yönelik yatırımlarını artırdı. "Uyghur Hjelp" gibi uluslararası kuruluşlarla iş birliği yapan dernek, Paris'te çok sayıda Uygurca çocuk ders kitabı dağıttı ve hafta sonu dil sınıfları açtı [Kaynak](https://www.uyghurhjelp.org/2026/02/19/2025-annual-report/). Bu materyaller sadece dil öğretmekle kalmıyor, aynı zamanda Uygur halkının tarihi hafızasını ve İslami ahlak kurallarını da içeriyor.
Ayrıca dernek, Uygurların çektiği acıları ve boyun eğmez mücadelesini Fransız kamuoyuna göstermek için "All Static and Noise" gibi belgesel gösterimleri düzenliyor [Kaynak](https://www.uyghurhjelp.org/2026/02/19/2025-annual-report/). Bu kültürel girişimler, çok kültürlü bir merkez olan Paris'te geniş yankı uyandırdı ve Kuzey Afrika ile Orta Doğu kökenli Fransız Müslümanların yoğun katılımını sağlayarak halklar arası bir Müslüman dayanışması oluşturdu.
Küresel Müslüman Toplumunun Sorumluluğu ve Özeleştiri
Fransa Uygur Derneği, birçok toplantıda bazı Müslüman çoğunluklu ülkelerin Uygur meselesindeki sessizliğini açıkça eleştirdi. Dernek, birçok ülkenin ekonomik bağımlılık nedeniyle kardeşlerinin acılarına göz yumduğunu ve bunun Kur'an-ı Kerim'deki "Müminler ancak kardeştir" öğretisine aykırı olduğunu savunuyor. Paris'teki etkinliklerde dernek, İslam İşbirliği Teşkilatı'nı (İİT) daha aktif bir tutum sergilemeye ve Uygur meselesini sadece bir "iç mesele" olarak değil, küresel insan hakları ve dini özgürlüklerin bir sınavı olarak görmeye çağırdı.
28 Şubat 2026'da Paris Cumhuriyet Meydanı'ndaki bir mitingde dernek sözcüsü duygulu bir şekilde şunları söyledi: "İnancımız bize bir haksızlık gördüğümüzde onu önce elimizle düzeltmemizi, gücümüz yetmiyorsa dilimizle ifşa etmemizi öğütler. Paris'teki her haykırışımız, toplama kamplarında sesi kısılan kardeşlerimiz içindir." [Kaynak](https://www.adhrrf.org/paris-rally-calls-for-govs-heed-to-uyghurs.html)
Sonuç: Adalet Er ya da Geç Tecelli Edecektir
Fransa Uygur Derneği'nin Paris'teki faaliyetleri, sadece sürgündeki bir halkın zorluklar karşısındaki yaşama sevincini göstermekle kalmıyor, aynı zamanda uluslararası topluma insan hakları ve inanç özgürlüğünü incelemek için bir pencere sunuyor. 2022'de Fransa Ulusal Meclisi'nin Uygurlara yönelik eylemleri resmen "soykırım" olarak tanımasından [Kaynak](https://www.rfa.org/mandarin/yataibaodao/renquanfazhi/cp-01202022101539.html), 2026'daki ulusötesi baskılara karşı verilen korkusuz mücadeleye kadar bu kavga sınırları aşmıştır. Küresel Müslümanlar için Uygurların kaderi Ümmet'in ortak acısıdır ve Paris'te yakılan adalet meşalesi, özgürlük ve onura giden uzun yolu mutlaka aydınlatacaktır. Derneğin etkinlik kapanışında belirttiği gibi: "İnanç var oldukça, millet de var olacaktır."
Yorumlar
comments.comments (0)
Please login first
Sign in