
Uygur Özel Mahkemesi: Ümmetin Vicdan Sınavı ve Adalet Yönelimi
Bu makalede, Uygur Özel Mahkemesi'nin kuruluş arka planı, soykırım kararı ve 2026 yılına kadar olan yeni gelişmeler İslami bir perspektifle analiz edilmektedir.
Makale referansı
Bu makalede, Uygur Özel Mahkemesi'nin kuruluş arka planı, soykırım kararı ve 2026 yılına kadar olan yeni gelişmeler İslami bir perspektifle analiz edilmektedir.
- Bu makalede, Uygur Özel Mahkemesi'nin kuruluş arka planı, soykırım kararı ve 2026 yılına kadar olan yeni gelişmeler İslami bir perspektifle analiz edilmektedir.
- Kategori
- Direniş Mirası
- Yazar
- СУННАТ (@user-1744963517)
- Yayınlandı
- 24 Şubat 2026 22:54
- Güncellendi
- 1 Mayıs 2026 17:16
- Erişim
- Herkese açık makale
Giriş: Adaletin Sesi ve Ümmetin Sorumluluğu
Günümüz dünyasında, Doğu Türkistan'daki Müslüman kardeşlerimizin karşı karşıya kaldığı zulüm sadece siyasi bir mesele değil, tüm İslam ümmetinin vicdanı ve imanı için büyük bir sınavdır. "Uygur Özel Mahkemesi" (Uyghur Tribunal), tam da böyle tarihi bir anda, uluslararası resmi kurumların sessizliğine ve siyasi çıkarların engellerine rağmen hakikati ortaya çıkarmak için kurulmuş bağımsız bir adalet platformudur. Bu mahkemenin verdiği kararlar, Çin hükümetinin Uygur ve diğer Türk Müslümanlara yönelik sistematik zulmünü hukuki ve ahlaki açıdan kanıtlamıştır [Source](https://uyghurtribunal.com).
Mahkemenin Kuruluşu ve Amacı
Uygur Özel Mahkemesi, 2020 yılında Dünya Uygur Kurultayı'nın talebiyle Londra'da kurulmuştur. Mahkemenin başkanlığını, eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç'in davasında başsavcı olan ünlü avukat Sir Geoffrey Nice QC üstlenmiştir [Source](https://uhrp.org/statement/uhrp-insights-four-years-after-the-genocide-judgment-reflections-on-the-uyghur-tribunal/). Bu mahkemenin kurulmasındaki temel sebep, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ve Uluslararası Adalet Divanı (UAD) gibi kurumların, Çin'in veto yetkisi ve üye olmaması nedeniyle harekete geçememesidir [Source](https://www.tribuneindia.com/news/world/wuc-president-urges-global-action-as-uyghur-genocide-recognition-marks-4-years-of-chinas-crimes-612345).
İslam dinimiz bize zulme karşı durmayı ve adaleti tesis etmeyi emreder. Mahkeme heyeti tam da bu ruhla; yüzlerce tanığın ifadesine, gizli belgelere ve uydu görüntülerine dayanarak Doğu Türkistan'daki durumu kapsamlı bir şekilde incelemiştir.
Soykırım Kararı: Bir Milletin Yok Edilmesi
9 Aralık 2021'de mahkeme heyeti tarihi kararını açıklayarak, Çin hükümetinin Uygurlara karşı "soykırım" (Genocide) ve "insanlığa karşı suç" işlediğini teyit etti [Source](https://uyghurtribunal.com). Mahkemenin sonuç bildirgesinde şu noktalar özellikle vurgulandı:
1. **Doğum Kontrol Politikaları:** Mahkeme, Çin'in Uygur nüfusunu sistematik olarak azaltmak için zorunlu doğum kontrolü, kürtaj ve kısırlaştırma operasyonları yürüttüğünü, bunun Soykırım Sözleşmesi'nin 2. maddesine uygun olduğunu belirledi [Source](https://www.parliament.uk/business/publications/research/briefing-papers/CBP-9438/the-uyghur-tribunal).
2. **Dini ve Kültürel Soykırım:** Camilerin yıkılması, Kur'an-ı Kerimlerin yakılması, oruç tutma ve namaz kılmanın yasaklanması gibi eylemler, bir milletin İslami kimliğini yok etmeye yönelik suçlar olarak değerlendirildi [Source](https://www.ohchr.org/en/press-releases/2025/10/un-experts-urge-china-end-repression-uyghur-and-cultural-expression-minorities).
3. **Zorunlu Çalıştırma ve Kamplar:** Milyonlarca Müslümanın "yeniden eğitim" adı altında kamplara hapsedilmesi ve köle olarak çalıştırılması insanlığa karşı suç olarak tanımlandı [Source](https://www.state.gov/reports/2024-country-reports-on-human-rights-practices/china/).
İslam Dünyasının Tepkisi ve Ümmetin Görevi
Uygur Özel Mahkemesi'nin kararından sonra, İslam dünyasındaki halklar ve bazı sivil toplum kuruluşları güçlü tepkiler verdi. Örneğin, Malezya'daki ABIM ve MAPIM gibi kuruluşlar mahkemenin kararını destekleyerek Çin'in sorumlu tutulması çağrısında bulundu [Source](https://uhrp.org/statement/the-global-muslim-response-to-the-uyghur-crisis/).
Ancak, birçok Müslüman ülkenin hükümeti ekonomik çıkarlar ve siyasi baskılar nedeniyle sessiz kalmayı veya Çin'i desteklemeyi seçti. Bu durum ümmetin birliğine zarar vermektedir. İslami değerlere göre, bir Müslümanın kanı, malı ve onuru başka bir Müslüman için haramdır. Bu nedenle, Uygur meselesinde adaletin yanında durmak sadece siyasi bir tercih değil, dini bir zorunluluktur.
Yakın Zamandaki Gelişmeler (2024-2026)
2026 yılına gelindiğinde, Uygur Özel Mahkemesi'nin etkisi daha da genişledi. 9 Aralık 2025'te mahkemenin 4. yıl dönümü Londra ve Washington'da anıldı ve uluslararası toplumun hala yeterli adımları atmamış olması eleştirildi [Source](https://uhrp.org/event/uyghur-genocide-recognition-day-2025-press-conference/).
Son haberlere göre, Pekin hükümeti 2024 yılındaki BM Evrensel Periyodik Gözden Geçirme (UPR) sürecinde kendisine verilen tavsiyelerin çoğunu reddetti [Source](https://www.ishr.ch/news/latest-un-review-displays-chinas-disregard-for-human-rights-un-findings/). Aynı zamanda, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği 2026 yılındaki yeni raporunda, Çin'in Uygurlara yönelik politikalarının "zorla nakil ve köleleştirme" suçuna girebileceği konusunda uyardı [Source](https://en.wikipedia.org/wiki/Persecution_of_Uyghurs_in_China).
ABD ve Avrupa'daki bazı ülkeler mahkemenin kararını esas alarak, Uygur zorunlu çalıştırması ile bağlantılı ürünleri yasaklayan yasaları daha da güçlendirdi. Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi (CAIR) gibi kuruluşlar da Ağustos 2025'te bir bildiri yayınlayarak dünya liderlerini Çin'in yurt dışındaki Uygurlara yönelik baskılarına karşı durmaya çağırdı [Source](https://www.cair.com/press_releases/cair-calls-on-world-leaders-to-counter-chinas-transnational-repression-of-uyghur-muslim-diaspora-documented-in-new-report/).
Sonuç: Adalet İçin Birlik
Uygur Özel Mahkemesi bize gösterdi ki, dünya siyaseti zalimlerin yanındaymış gibi görünse de hakikat gizlenemez. Doğu Türkistan'daki zulme karşı durmak; camilerimizi, kardeşlerimizin onurunu ve gelecek nesillerin imanını korumak demektir.
İslam ümmeti olarak görevimiz sadece dua etmekle sınırlı kalmamalıdır. Ekonomik, siyasi ve sosyal açıdan baskı uygulayarak, mahkeme kararlarını dünyaya yayarak ve zulme ortak olmayarak adaletin yanında durmalıyız. Çünkü bir yerde zulüm varsa, orada adalet tesis edilmedikçe hiç kimse huzur bulamaz.
Yorumlar
comments.comments (0)
Please login first
Sign in