Japonya Uygur Derneği, Kültürel Mirasın Korunması ve İnsan Hakları Konusunda Farkındalık Sempozyumu Düzenledi

Japonya Uygur Derneği, Kültürel Mirasın Korunması ve İnsan Hakları Konusunda Farkındalık Sempozyumu Düzenledi

G MOHAMED@gmohamed
1
0

Japonya Uygur Derneği, Doğu Türkistan'daki kültürel mirasın korunması ve insan hakları krizine odaklanan bir sempozyum düzenleyerek uluslararası toplumu ve İslam dünyasını Uygur halkının durumuna dikkat etmeye çağırdı.

Makale referansı

Japonya Uygur Derneği, Doğu Türkistan'daki kültürel mirasın korunması ve insan hakları krizine odaklanan bir sempozyum düzenleyerek uluslararası toplumu ve İslam dünyasını Uygur halkının durumuna dikkat etmeye çağırdı.

  • Japonya Uygur Derneği, Doğu Türkistan'daki kültürel mirasın korunması ve insan hakları krizine odaklanan bir sempozyum düzenleyerek uluslararası toplumu ve İslam dünyasını Uygur halkının durumuna dikkat etmeye çağırdı.
Kategori
Direniş Mirası
Yazar
G MOHAMED (@gmohamed)
Yayınlandı
1 Mart 2026 06:59
Güncellendi
1 Mayıs 2026 13:46
Erişim
Herkese açık makale

Giriş: Kiraz Çiçekleri Öncesinde Bir Vicdan Çığlığı

25 Şubat 2026 tarihinde, modern medeniyet ile geleneksel kültürün iç içe geçtiği Tokyo'da, bir ulusun varlığı ve inanç onuruyla ilgili kritik bir sempozyum Japonya Temsilciler Meclisi Üyeleri Ofis Binası'nda gerçekleştirildi. Japonya Uygur Derneği (JUA) tarafından düzenlenen bu etkinlik, Japon halkının Uygur kültürel mirasının korunmasına yönelik farkındalığını derinleştirmeyi ve başta küresel İslam dünyası (Ümmet) olmak üzere uluslararası topluma Doğu Türkistan'daki ağırlaşan insan hakları durumu hakkında acil çağrıda bulunmayı amaçladı. Müslüman toplumların haklarını yakından takip eden gözlemciler olarak, Doğu'da gerçekleşen bu adalet mücadelesini hem inanç derinliği hem de jeopolitik genişlik açısından incelememiz gerekmektedir.

Kültürel Çöküş: İnanç Temellerine Karşı "Sessiz Bir Savaş"

Sempozyumda Japonya Uygur Derneği Başkanı Afumetto Retepu (Ahmet Reşit), duygusal bir konuşma yaptı. Retepu, Uygur halkının 1949'dan bu yana en ciddi kültürel soykırım kriziyle karşı karşıya olduğunu belirtti. Bu kriz sadece fiziksel bir hapisle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda bir halkın ruhunun yağmalanmasını da içeriyor. Son raporlara göre, Doğu Türkistan genelinde binlerce cami yıkıldı veya dönüştürüldü; minareler yerle bir edilerek yerlerine soğuk güvenlik kameraları ve siyasi sloganlar yerleştirildi.

Müslüman perspektifinden bakıldığında camiler sadece ibadet yerleri değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın ve kültürel mirasın fenerleridir. Kur'an-ı Kerim tilavetinin yasaklanması ve Ramazan ayında oruç tutmanın "aşırıcılık" kanıtı sayılması, sadece Uygurlara yönelik bir zulüm değil, aynı zamanda küresel İslam inancının onuruna yapılmış açık bir hakarettir. Sempozyumda, "İslam'ın Çinlileştirilmesi" politikasına dair derinlemesine analizler sunularak, yetkililerin dini öğretileri tahrif ederek ve imamları sadakat yeminine zorlayarak kutsal inancı nasıl bir yönetim aracına dönüştürmeye çalıştığı gözler önüne serildi.

Entelektüellerin Toplu Kayboluşu: Milli Hafızada Kopuş

Sempozyumun temel konularından biri de "Uygur entelektüellerinin toplu kayboluşu" idi. Tokyo Üniversitesi'nden Profesör Tomoko Ako, 2017'den bu yana aralarında üniversite rektörleri, şairler ve dilbilimcilerin de bulunduğu yüzlerce Uygur elitinin sözde "yeniden eğitim kamplarına" gönderildiğini veya ağır hapis cezalarına çarptırıldığını gösteren araştırma sonuçlarını paylaştı. Bu entelektüeller Uygur kültürünün koruyucularıdır ve onların yokluğu, ulusal dilin, tarihin ve sanatın aktarımında ölümcül bir kopuş anlamına gelmektedir.

İslam dünyası için bilgi peşinde koşmak bir sünnettir ("Beşikten mezara kadar ilim talep ediniz"). Bir ulusun bilgeleri susturulduğunda, bunun sonuçları felaket olur. Sempozyum, Japon akademik dünyasına ve uluslararası eğitim kuruluşlarına, sürgündeki Uygur akademisyenleri korumak ve On İki Makam sanatı ile geleneksel Meşrep toplantıları gibi silinmeye çalışılan milli hafızayı kayıt altına almak için özel mekanizmalar kurma çağrısında bulundu.

Zorla Çalıştırma ve Küresel Tedarik Zinciri: İslami Etik Açısından Bir Değerlendirme

Sempozyumun bir diğer odak noktası ise "zorla çalıştırma" konusuydu. Japonya Parlamentolar Arası Uygur Grubu Başkanı Keiji Furuya, Doğu Türkistan'daki zorla çalıştırma ile bağlantılı ürünlerin Japon pazarına girmesini yasaklamayı amaçlayan "Japonya Uygur Zorla Çalıştırmayı Önleme Yasası"nın çıkarılması için aktif olarak çalıştıklarını belirtti. Ağustos 2025 itibarıyla ABD, benzer bir yasa kapsamında 3,7 milyar dolardan fazla şüpheli ürünü engellemiş durumdadır.

İslami ekonomi etiği açısından, sömürü, baskı ve rızaya dayanmayan emeğe dayalı her türlü ticari faaliyet "haram" kabul edilir. Uygur Müslümanlarının fabrikalarda inançlarından vazgeçmeye zorlanarak üretilen ürünlerin (pamuk, domates, güneş paneli bileşenleri gibi) küresel pazara sunulması, dünya genelindeki tüketicileri ahlaki bir ikilemle karşı karşıya bırakmaktadır. Sempozyum, Müslüman ülkelerdeki iş dünyası liderlerini ve tüketicileri tedarik zincirlerini incelemeye ve zalimin suç ortağı olmamaya çağırdı; bu sadece yasal bir yükümlülük değil, aynı zamanda inancın bir gereğidir.

Japonya'nın Rolü: Demokratik Bir Müttefik ve İnsan Hakları Savunucusu

2008 yılındaki kuruluşundan bu yana Japonya Uygur Derneği, Japon toplumuna gerçekleri duyurmak için çalışmaktadır. Son yıllarda Japon hükümetinin tutumunda belirgin bir değişim yaşandı. 2022'de Japon parlamentosu Sincan'daki insan hakları durumuna ilişkin bir karar kabul etti ve 2025'te Japonya Başbakanı, Çinli liderlerle yaptığı görüşmede Uygur insan hakları konusundaki ciddi endişelerini doğrudan dile getirdi.

Sempozyumda, Asya'nın tek G7 üyesi olan Japonya'nın Uygur meselesindeki duruşunun bir yol gösterici niteliğinde olduğu vurgulandı. Bu tür sempozyumlar aracılığıyla JUA, konuyu sadece siyasi bir çekişme olmaktan çıkarıp ortak insani değerler seviyesine taşımayı başardı. Fukuoka ve Gifu gibi şehirlerde düzenlenen sergiler ve konferanslar, daha fazla Japon vatandaşının Uygurların acılarını ve dirençlerini anlamasını sağladı.

Sınır Ötesi Baskı: Japonya'daki Uygurların Üzerindeki Güvenlik Gölgesi

Sempozyum ayrıca endişe verici "sınır ötesi baskı" fenomenini de ortaya koydu. Japonya'da yaşayan birçok Uygur, memleketlerindeki emniyet birimlerinden tehdit telefonları aldıklarını, Japonya'daki Uygur örgütlerinin faaliyetleri hakkında bilgi vermeye zorlandıklarını, aksi takdirde memleketteki akrabalarının ciddi sonuçlarla karşılaşacağıyla tehdit edildiklerini bildirdi. Demokratik bir ülkeye uzanan bu baskı eli, Japonya'nın egemenliğini ve sakinlerinin temel insan haklarını ağır bir şekilde ihlal etmektedir.

Müslüman toplumu için aile bağlarının bu şekilde koparılması en büyük zulümlerden biridir. İslam dini aile bütünlüğüne ve akrabalık bağlarına büyük önem verir. Sempozyum, Japon hükümetini Japonya'daki Uygurların korunmasını güçlendirmeye, mülteci başvuru süreçlerini kolaylaştırmaya ve pasaportlarını yenileyemeyen Uygurlara seyahat belgeleri sağlayarak onların tehlikeli bölgelere geri gönderilmemelerini garanti altına almaya çağırdı.

Sonuç: Adalet ve Onur İçin Ortak Mücadele

Bu sempozyumun başarıyla gerçekleştirilmesi, sadece Japonya Uygur Derneği'nin yıllar süren çabalarının bir meyvesi değil, aynı zamanda küresel adalet güçlerinin bir araya gelmesidir. Başkan Ahmet Reşit'in dediği gibi: "Biz sadece Uygur kültürünü değil, insanlık medeniyetinin çeşitliliğini ve vicdanını koruyoruz."

Müslüman dünyasının bir parçası olarak, kardeşlerimizin acılarına göz yumamayız. Doğu Türkistan'daki cami kalıntıları ağlıyor, kaybolan alimler adalet bekliyor. Küresel İslam ülkelerinin hükümetlerini, dini liderlerini ve sivil toplum kuruluşlarını, Japonya Uygur Derneği'nin eylemlerini örnek alarak uluslararası arenada cesurca seslerini yükseltmeye çağırıyoruz. Adalet gecikebilir, ancak inancın gücü ve bitmek bilmeyen mücadele ile hakikat yalanı yenecek ve özgürlüğün güneşi bir gün Tanrı Dağları'nın eteklerinde yeniden parlayacaktır.

Bu sadece bir insan hakları mücadelesi değil, aynı zamanda kim olduğumuza ve neye inandığımıza dair nihai bir sınavdır. Allah, adalet için çabalayanların yardımcısı olsun.

Yorumlar

comments.comments (0)

Please login first

Sign in