Uluslararası Uygur PEN Merkezi, Uygur Edebiyatının Durumuna Dikkat Çekilmesi ve Sürgündeki Yazarların Haklarının Korunması İçin Çağrıda Bulunuyor

Uluslararası Uygur PEN Merkezi, Uygur Edebiyatının Durumuna Dikkat Çekilmesi ve Sürgündeki Yazarların Haklarının Korunması İçin Çağrıda Bulunuyor

Lenny Deus@lennydeus
2
0

Bu makale, Uluslararası Uygur PEN Merkezi'nin kültürel soykırım tehdidi altında Uygur edebiyat mirasını koruma ve tutuklu yazarları kurtarma çabalarını derinlemesine incelemekte; küresel Müslüman toplumunu ve uluslararası toplumu Uygur halkının kültürel varlık hakkını birlikte savunmaya çağırmaktadır.

Makale referansı

Bu makale, Uluslararası Uygur PEN Merkezi'nin kültürel soykırım tehdidi altında Uygur edebiyat mirasını koruma ve tutuklu yazarları kurtarma çabalarını derinlemesine incelemekte; küresel Müslüman toplumunu ve uluslararası toplumu Uygur halkının kültürel varlık hakkını birlikte savunmaya çağırmaktadır.

  • Bu makale, Uluslararası Uygur PEN Merkezi'nin kültürel soykırım tehdidi altında Uygur edebiyat mirasını koruma ve tutuklu yazarları kurtarma çabalarını derinlemesine incelemekte; küresel Müslüman toplumunu ve uluslararası toplumu Uygur halkının kültürel varlık hakkını birlikte savunmaya çağırmaktadır.
Kategori
Direniş Mirası
Yazar
Lenny Deus (@lennydeus)
Yayınlandı
1 Mart 2026 08:47
Güncellendi
1 Mayıs 2026 14:19
Erişim
Herkese açık makale

Giriş: Kalemin Ucundaki Medeniyet Savunması

21. yüzyılda, küreselleşme süreci kültürel farklılıkları silmeye çalışırken, kadim ve görkemli bir medeniyet olan Uygur medeniyeti, benzeri görülmemiş bir varoluş kriziyle karşı karşıyadır. Bu medeniyetin ruhunun taşıyıcısı olan Uygur edebiyatı, sistematik bir silinme eşiğindedir. Şubat 2026'da Uluslararası Uygur PEN Merkezi (International Uyghur PEN Center), uluslararası topluma ve özellikle küresel Müslüman kardeşler topluluğuna (Ümmet) Uygur yazarların trajik durumuna dikkat etmeleri ve sürgündeki yazarların kültürel haklarını korumak için somut adımlar atmaları yönünde bir kez daha acı bir çağrıda bulundu. Bu sadece bir ifade özgürlüğü mücadelesi değil, aynı zamanda İslami kültürel mirası ve ulusal hafızayı savunma mücadelesidir.

Zindandaki Ruhlar: Esir Alınan Uygur Entelektüel Seçkinleri

Uluslararası Uygur PEN Merkezi ve ilgili insan hakları örgütlerinin son verilerine göre, 2017'den bu yana 500'den fazla Uygur entelektüel, yazar, şair ve sanatçı yasadışı bir şekilde gözaltına alınmış veya hapsedilmiştir [Uyghur PEN](https://www.uyghurpen.org). Bu tutsak ruhlar arasında Uygur çağdaş edebiyatının devleri ve ulusal kültürün koruyucuları da bulunmaktadır.

En yürek burkan vakalardan biri, ünlü antropolog ve Uygur folklor uzmanı Profesör Rahile Dawut'tur. 2023 yılında, sözde "devlet güvenliğini tehlikeye atmak" suçlamasıyla ömür boyu hapis cezasına çarptırıldığı doğrulanmıştır [PEN International](https://www.pen-international.org). 2025 yılı sonu itibarıyla, uluslararası toplumun defalarca yaptığı çağrılara rağmen, nerede olduğu hala bilinmemektedir [House.gov](https://mjw.house.gov/rahile-dawut-tom-lantos-human-rights-commission). Profesör Rahile, hayatını Uygur halkının Mezar (Mazar) kültürünü ve İslami Tasavvuf'tan derinden etkilenen halk geleneklerini belgelemeye adamıştır; bu gelenekler Uygur ulusal kimliğinin merkezinde yer alır. Ona verilen ceza, aslında Uygur ulusunun köklerine verilen bir cezadır.

Ayrıca, ünlü modernist yazar Perhat Tursun, edebi çalışmaları nedeniyle 16 yıl ağır hapis cezasına çarptırılmıştır [Uyghur Hjelp](https://www.uyghurhjelp.org). "Temiz Kuzey" gibi eserleri, Uygurların modern toplumdaki varoluşsal çıkmazlarını derin felsefi düşüncelerle araştırmaktadır. Uygur PEN üyesi ve ünlü ekonomist İlham Tohti ise ömür boyu hapis cezasının onuncu yılında hala tam bir tecrit altında tutulmaktadır [PEN America](https://pen.org). Bu yazarların yokluğu, Uygur edebiyatı semasının en parlak yıldızlarını kaybetmesine neden olmuştur.

Kültürel Soykırım: Kitap Yakmalardan Dil Yasaklarına

Uluslararası Uygur PEN Merkezi, 2025 yıllık raporunda, kültürel hakların gasbının sadece bireylerin hapsedilmesiyle değil, aynı zamanda tüm bir ulusun kültürel ekosisteminin tahrip edilmesiyle de kendini gösterdiğini belirtmiştir [Uyghur Hjelp](https://www.uyghurhjelp.org). Doğu Türkistan'da (Sincan), Uygurca kitaplar raflardan toplu halde kaldırılmakta, hatta halka açık yerlerde yakılmaktadır. Bu kitaplar arasında çok sayıda klasik edebiyat eseri, dini metin ve tarihi araştırma bulunmaktadır.

Daha da yıkıcı olanı, ana dilde eğitimin sistematik olarak kaldırılmasıdır. Yetkililer, sözde "çift dilli eğitim" politikası aracılığıyla Uygurcayı okul sisteminden fiilen dışlamaktadır. Müslümanlar için dil, sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda inancın ve Kur'an ruhunun nesillere aktarılmasını sağlayan bir mecradır. Genç nesil atalarının yazılarını okuyamadığında, İslam medeniyetiyle olan bağları da zorla koparılmış olacaktır. BM uzmanları, Ocak 2026'daki açıklamalarında bu zorunlu kültürel yeniden şekillendirmenin uluslararası insan hakları normlarını ciddi şekilde ihlal ettiğini belirterek derin endişelerini dile getirmişlerdir [OHCHR](https://www.ohchr.org).

Sürgündeki Direniş: Uluslararası Uygur PEN Merkezi'nin Misyonu

Sert baskılar karşısında Uluslararası Uygur PEN Merkezi, Uygur edebiyatının yurt dışındaki son kalesi haline gelmiştir. 16 Nisan 2025 tarihinde Kazakistan'ın Almatı şehrinde yapılan seçimlerde Aziz İsa Elkun yeniden başkan seçilmiştir [Uyghur PEN](https://www.uyghurpen.org). Başkan Elkun, PEN'in temel görevinin "sessizliği bozmak" ve sesi kısılan soydaşlarının sesi olmak olduğunu vurgulamıştır.

Sürgündeki topluluklarda Uygur yazarlar çift yönlü bir zorlukla karşı karşıyadır: Bir yanda, yetkililerin yurt içindeki akrabalarını tehdit ederek yurt dışındaki yazarları susturmaya çalıştığı sınır ötesi baskıların gölgesi; diğer yanda ise kültürel mirası aktarmanın zorluğu. Ana dil ortamından ve yayın fonlarından yoksun olmalarına rağmen, sürgündeki yazarlar üretmeye devam etmektedir. Uluslararası Uygur PEN Merkezi, "Çevrimiçi Canlandırma Projesi" ve çeşitli edebiyat atölyeleri aracılığıyla sürgündeki yazarlara platform sağlamaya çalışmakta ve Uygur edebiyatını birçok dile çevirerek dünyanın bu ulusun ağıtlarını ve direnişini duymasını sağlamayı hedeflemektedir [Uyghur PEN](https://www.uyghurpen.org).

Ağustos 2025'te Uygur Yardım (Uyghur Hjelp), Avrupa'da gençlere yönelik kültürel atölyeler düzenleyerek yeni nesil Uygurca yazarlar yetiştirmeyi amaçlamıştır [Uyghur Hjelp](https://www.uyghurhjelp.org). Bu tür "kültürel vakıf" (Waqf) çabaları, ulusal kıvılcımın sönmemesini sağlamak için kritiktir.

Müslüman Dünyasının Sorumluluğu: Sessizlikten Dayanışmaya

İslami değerler açısından adaleti aramak (Adl) ve mazlumu korumak her Müslümanın dini görevidir. Uygur yazarların çektiği acılar, tüm Müslüman toplumunun (Ümmet) acısıdır. Ancak ne yazık ki, birçok Müslüman ülke hükümeti jeopolitik ve ekonomik çıkarlar nedeniyle Uygur meselesinde sessiz kalmış, hatta bazı durumlarda baskıcıları savunmuştur.

Uluslararası Uygur PEN Merkezi, küresel Müslüman entelektüelleri ve dini liderleri uyanmaya çağırmaktadır. Uygur edebiyatı, "Kutadgu Bilig"den modern şiire kadar derin bir İslami bilgelik barındırmakta; hakikat arayışını ve insanlığa olan bağlılığı yansıtmaktadır. Uygur yazarları korumak, İslam medeniyetinin çeşitliliğini korumaktır. 2025 yılında Uygur Araştırmaları Merkezi (CUS), Endonezya ve Bosna-Hersek gibi ülkelerde savunuculuk faaliyetleri yürüterek bu Müslüman çoğunluklu ülkelerin Uygur soykırımı konusundaki farkındalığını artırmaya çalışmıştır [Uyghur Times](https://www.uyghurtimes.com). Özellikle Saraybosna'da düzenlenen konferansta katılımcılar, Uygurların yaşadıklarını Srebrenitsa soykırımı ile kıyaslayarak, dünyayı "bir daha asla" yeminine sadık kalmaya çağırmışlardır.

Uluslararası Toplumun Eylemi: Kültürel Hakların Korunmasının Güçlendirilmesi

Uluslararası Uygur PEN Merkezi, uluslararası topluma şu somut önerileri sunmaktadır: 1. **Tutuklu Yazarların Kurtarılması**: Çin hükümetinden Rahile Dawut, Perhat Tursun ve düşünceleri nedeniyle hapsedilen tüm yazar ve akademisyenlerin derhal ve koşulsuz serbest bırakılmasını talep etmek. 2. **Sürgün Haklarının Korunması**: Hükümetler, sürgündeki Uygur yazarlara siyasi sığınma ve güvenlik garantisi sağlamalı, sınır ötesi baskı eylemlerine karşı sert önlemler almalıdır [Campaign for Uyghurs](https://www.campaignforuyghurs.org). 3. **Kültürel Koruma Fonu**: UNESCO gibi uluslararası kültürel kuruluşlar, Uygur edebiyatının yayınlanması, çevrilmesi ve dijital olarak korunması için özel fonlar oluşturmalıdır. 4. **Diplomatik Baskı**: Şubat 2026'da yapılacak olan BM İnsan Hakları Konseyi 61. oturumunda, ülkeler Uygur kültürel soykırımı konusunda özel önergeler sunmalıdır [Campaign for Uyghurs](https://www.campaignforuyghurs.org).

Sonuç: Kalemin Ebedi Gücü

Bir Uygur şairinin dediği gibi: "Bedenimi hapsedebilirsin ama düşüncelerimi asla; kitaplarımı yakabilirsin ama hafızamı asla silemezsin." Uluslararası Uygur PEN Merkezi'nin mücadelesi sadece bir ulusun varlığı için değil, aynı zamanda insanlığın ortak vicdanı içindir. Allah'ın izniyle adalet gecikebilir ama asla yok olmaz. Küresel Müslüman toplumu ayağa kalkmalı, Uygur yazarlarla omuz omuza vermeli ve kalemin gücüyle karanlığı delerek özgürlük ve onur şafağını karşılamalıdır.

Uygur edebiyatının mevcut durumu, insanlık medeniyetinin bir aynasıdır. Bu aynaya baktığımızda sadece Uygurların acılarını değil, aynı zamanda hakikati savunma konusundaki kendi cesaretimizi de görürüz. Kalemin gücü daim olsun, Uygur kelimeleri Doğu Türkistan topraklarında yeniden özgürce aksın.

Yorumlar

comments.comments (0)

Please login first

Sign in