Uluslararası Uygur Ağı, Yeni Raporunda Sincan'daki İnsan Hakları İhlallerinin Arttığını Ortaya Koydu ve Uluslararası Toplumu Acil Müdahaleye Çağırdı.

Uluslararası Uygur Ağı, Yeni Raporunda Sincan'daki İnsan Hakları İhlallerinin Arttığını Ortaya Koydu ve Uluslararası Toplumu Acil Müdahaleye Çağırdı.

Un Subscribe@unsubscribe
1
0

Uluslararası Uygur Ağı'nın yeni insan hakları raporu, Doğu Türkistan'da hızlanan kültürel ve dini soykırım konusunda uyarıda bulunuyor ve bazı İslam ülkelerinin 'İslam'ın Çinlileştirilmesi' politikalarına karşı sessiz kalmasını eleştiriyor.

Makale referansı

Uluslararası Uygur Ağı'nın yeni insan hakları raporu, Doğu Türkistan'da hızlanan kültürel ve dini soykırım konusunda uyarıda bulunuyor ve bazı İslam ülkelerinin 'İslam'ın Çinlileştirilmesi' politikalarına karşı sessiz kalmasını eleştiriyor.

  • Uluslararası Uygur Ağı'nın yeni insan hakları raporu, Doğu Türkistan'da hızlanan kültürel ve dini soykırım konusunda uyarıda bulunuyor ve bazı İslam ülkelerinin 'İslam'ın Çinlileştirilmesi' politikalarına karşı sessiz kalmasını eleştiriyor.
Kategori
Direniş Mirası
Yazar
Un Subscribe (@unsubscribe)
Yayınlandı
28 Şubat 2026 04:05
Güncellendi
1 Mayıs 2026 13:56
Erişim
Herkese açık makale

Giriş: Doğu Türkistan'ın Kalbinden Bir İmdat Çağrısı

Çin makamlarının Doğu Türkistan (resmi adıyla Sincan) bölgesindeki Müslüman azınlığa yönelik uyguladığı sistematik baskıların artmasıyla birlikte, **Uluslararası Uygur Ağı**, Şubat 2026'da insan hakları ihlallerinin yeni ve daha tehlikeli bir aşamasına ışık tutan kapsamlı ve ayrıntılı bir rapor yayımladı. Bölgenin büyük jeopolitik değişimlere tanık olduğu hassas bir dönemde gelen rapor, yaşananların sadece bir güvenlik operasyonu değil, Uygur halkının İslami ve kültürel kimliğini tamamen yok etme girişimi olduğunu vurguluyor. İslam ümmeti perspektifinden bakıldığında bu rapor, sadece faili değil, aynı zamanda bu suçları besleyen uluslararası ve bölgesel sessizliği de mahkûm eden bir belge niteliğindedir [Amnesty International](https://www.amnesty.org).

İhlallerin Artışı: 2026 Raporu Acı Gerçeği Gözler Önüne Seriyor

Uluslararası Uygur Ağı'nın raporu, Çin makamlarının milyonlarca kişiyi alıkoyduğu toplama kamplarıyla yetinmeyip, kapsamlı dijital gözetim yoluyla "açık cezaevi" stratejisine geçtiğini gösteren korkunç rakamlar ortaya koydu. Rapora göre, bir milyondan fazla Uygur, "mesleki eğitim" gibi yanıltıcı isimler altında hala hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulmaktadır [Human Rights Watch](https://www.hrw.org).

Rapor, 2025 yılında zorla çalıştırma operasyonlarında belirgin bir artış yaşandığını, binlerce Müslümanın köylerinden uzak fabrikalarda, otomotiv ve yenilenebilir enerji sektörleri de dahil olmak üzere küresel tedarik zincirlerine giren malları üretmeye zorlandığını açıkladı [Genocide Watch](https://www.genocidewatch.com). Ağ tarafından "modern kölelik" olarak tanımlanan bu uygulamalar, aile bağlarını koparmayı ve İslami değerlerin ebeveynlerden çocuklara aktarılmasını engellemeyi amaçlıyor.

"İslam'ın Çinlileştirilmesi": İnanç ve Kutsallara Savaş

Raporun en acı verici yönlerinden biri, "İslam'ın Çinlileştirilmesi" (Sinicization of Islam) politikasının ayrıntılarıdır. Saha verileri ve uydu görüntüleri, yaklaşık 16.000 caminin (bölgedeki toplam camilerin %65'ine tekabül ediyor) yıkıldığını, tahrip edildiğini veya turistik tesislere ve kafelere dönüştürüldüğünü gösteriyor [GOV.UK](https://www.gov.uk).

Mesele sadece taşla sınırlı kalmayıp insana da uzanmıştır; Müslümanların oruç tutmak, namaz kılmak, başörtüsü takmak ve hatta çocuklarına İslami isimler vermek gibi en temel dini vecibelerini yerine getirmeleri engellenmektedir. Rapor, Çin makamlarının İslami kimliğe bağlılığı "yeniden eğitim" gerektiren bir tür "dini aşırılık" olarak gördüğünü vurguluyor [Uyghur Study](https://www.uyghurstudy.org). Bu Çin perspektifi, tüm uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan dini özgürlük değerlerine açık bir meydan okuma ve İslam ümmetinin onuruna doğrudan bir saldırıdır.

Jeopolitik Durum: İslam İşbirliği Teşkilatı'nda Hayal Kırıklığı

Uluslararası Uygur Ağı, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın (İİT) son tutumunu sert bir dille eleştirdi. Ocak 2026'da Teşkilat Genel Sekreteri, Pekin'e yaptığı ziyarette üst düzey Çinli yetkililerle bir araya gelmiş, görüşmelerde Uygurların acılarına ciddi bir şekilde değinilmeden ekonomik ve siyasi iş birliğinin güçlendirilmesine odaklanılmıştır [World Uyghur Congress](https://www.uyghurcongress.org).

Ağ, bu tutumu dünyadaki Müslümanların haklarını korumak için kurulan teşkilatın "kuruluş ilkelerine ihanet" olarak değerlendirdi. Editöryal bir bakış açısıyla, bazı İslam ülkelerinin siyasi kararlarının Çin ile olan ekonomik çıkarlara (Kuşak ve Yol Girişimi gibi) rehin verilmesi, kolektif İslami eylemde felce yol açmış ve Uygurları Çin'in baskı makinesi karşısında kaderleriyle baş başa bırakmıştır [Turkistan Times](https://www.turkistantimes.com).

Sınır Ötesi Baskı: Yurt Dışındaki Uygurların Takibi

Pekin, baskılarını sadece kendi sınırları içinde tutmakla kalmamış, operasyonlarının kapsamını İslam ülkeleri de dahil olmak üzere diğer ülkelerdeki Uygur aktivistleri ve mültecileri takip edecek şekilde genişletmiştir. Rapor, Şubat 2025'te Tayland gibi ülkelerden bazı Uygurların, geri döndüklerinde işkence göreceklerine dair uluslararası uyarılara rağmen zorla sınır dışı edildiği vakaları kaydetti [Human Rights Watch](https://www.hrw.org).

Çin, muhaliflerin iadesi için hükümetlere baskı yapmak amacıyla ekonomik ve siyasi nüfuzunu kullanıyor; Ağ bunu "sınır ötesi baskı" olarak adlandırıyor. Bu gelişme, İslam ülkelerini ahlaki ve hukuki bir sınavla karşı karşıya bırakıyor: İslami kardeşlik ve kendilerine sığınanları koruma ilkesine mi bağlı kalacaklar, yoksa Çin'in baskılarına mı boyun eğecekler?

Uluslararası Uygur Ağı'nın Talepleri: Acil Müdahale Çağrısı

Ağ, raporunu başta İslam ülkeleri olmak üzere uluslararası topluma yönelik bir dizi taleple sonlandırdı: 1. **Ekonomik yaptırımlar:** Doğu Türkistan'da zorla çalıştırmaya karışan Çinli şirketlerin hedef alınması. 2. **Birleşmiş Milletler'de harekete geçme:** İhlallerin "insanlığa karşı suçlar" teşkil edebileceğini belirten 2022 BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği raporunun tavsiyelerinin uygulanmasının talep edilmesi [ISHR](https://www.ishr.ch). 3. **Mültecilerin korunması:** Uygurların tüm zorla geri gönderme işlemlerinin durdurulması ve onlara güvenli sığınaklar sağlanması. 4. **İslami diplomatik baskı:** İslam İşbirliği Teşkilatı'nın, ekonomik ilişkiler ile Müslüman azınlıkların haklarına saygı arasında bağ kuran kararlı bir tutum benimsemesi gerekliliği.

Sonuç: Kanayan Yaraya Karşı Ümmetin Sorumluluğu

Uluslararası Uygur Ağı'nın 2026 raporu sadece ihlallerin bir anlatısı değil, İslam vücudunun asli bir parçasının acı gerçeğini yansıtan bir aynadır. Uygurları savunmak sadece siyasi bir mesele değil, İslam'ın çağrısı olan adalet ve eşitlik değerlerinden doğan şer'i ve ahlaki bir görevdir. Uluslararası toplumun, özellikle de İslam dünyasının sessizliğinin devam etmesi, Çin makamlarını bütün bir halkın kimliğini silme planlarını sürdürmeye teşvik etmekten başka bir işe yaramayacaktır. Uluslararası toplumun "endişe duyma" aşamasından, Doğu Türkistan'daki masumları korumak için gerçek eylem aşamasına geçme zamanı gelmiştir.

Yorumlar

comments.comments (0)

Please login first

Sign in