Uluslararası Taklamakan İnsan Hakları Derneği, Acil İnsani Krizi Detaylandıran ve Küresel Eylem Çağrısında Bulunan Kapsamlı Bir Rapor Yayımladı

Uluslararası Taklamakan İnsan Hakları Derneği, Acil İnsani Krizi Detaylandıran ve Küresel Eylem Çağrısında Bulunan Kapsamlı Bir Rapor Yayımladı

Amir Abushanab@amirabushanab
1
0

Uluslararası Taklamakan İnsan Hakları Derneği, Doğu Türkistan'da tırmanan insani krizi detaylandıran kapsamlı bir rapor yayımlayarak küresel Müslüman toplumunu ve uluslararası kuruluşları derhal harekete geçmeye çağırdı.

Makale referansı

Uluslararası Taklamakan İnsan Hakları Derneği, Doğu Türkistan'da tırmanan insani krizi detaylandıran kapsamlı bir rapor yayımlayarak küresel Müslüman toplumunu ve uluslararası kuruluşları derhal harekete geçmeye çağırdı.

  • Uluslararası Taklamakan İnsan Hakları Derneği, Doğu Türkistan'da tırmanan insani krizi detaylandıran kapsamlı bir rapor yayımlayarak küresel Müslüman toplumunu ve uluslararası kuruluşları derhal harekete geçmeye çağırdı.
Kategori
Direniş Mirası
Yazar
Amir Abushanab (@amirabushanab)
Yayınlandı
27 Şubat 2026 11:53
Güncellendi
1 Mayıs 2026 13:37
Erişim
Herkese açık makale

Ümmetin Sarsılmaz Görevi: Doğu Türkistan'daki Krizle Yüzleşmek

Küresel Müslüman toplumu için derin bir ciddiyet arz eden bu dönemde, merkezi İstanbul'da bulunan **Uluslararası Taklamakan İnsan Hakları Derneği (ITHRA)**, bugüne kadarki en kapsamlı raporunu yayımladı. *"Sessiz Soykırım: On Yıllık Umutsuzluk ve Restorasyona Giden Yol"* başlıklı belge, Doğu Türkistan'daki İslami kimliğin sistematik olarak silinmesine ve Uygur halkının fiziksel tasfiyesine dair sarsıcı bir tablo sunuyor. Ümmet için bu rapor sadece bir veri topluluğu değil; ilahi adalet (*Adl*) görevini yerine getirmek ve inançları nedeniyle zulüm gören kardeşlerimizle dayanışma içinde durmak için yapılmış güçlü bir çağrıdır [International Taklamakan Human Rights Association](https://taklamakan.org.tr/).

2026 yılının ilk aylarını geride bırakırken rapor, durumun kitlesel hapsetmelerden, küresel tedarik zincirine entegre edilmiş daha sinsi bir "açık hava hapishanesi" ve zorla çalıştırma biçimine dönüştüğünü vurguluyor. ITHRA raporu, uluslararası toplumun yorgunluğunun Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) kontrolünü sağlamlaştırmasına izin verdiğini ve bunun son on yıldaki müdahale için en kritik dönemeç olduğunu savunuyor.

İslami Mirasın Sistematik Olarak Silinmesi

ITHRA raporu, Doğu Türkistan'ın manevi dokusuna yönelik devam eden yıkımı titizlikle belgeliyor. 2017'den bu yana binlerce cami, türbe ve mezarlık yıkılmış veya ticari alanlara ve turistik mekanlara dönüştürülmüştür. Rapor, bunun sadece bir şehir planlaması değil, toprak ile İslami tarihi arasındaki bağı koparmaya yönelik kasıtlı bir girişim olduğunu vurguluyor [Uyghur Human Rights Project](https://uhrp.org/report/demolishing-faith-the-destruction-and-desecration-of-uyghur-mosques-and-shrines/).

Bulgulara göre, "İslam'ın Çinlileştirilmesi" politikası nihai aşamasına ulaşmış durumda. Bir Müslümanın hayatı için temel olan Ramazan ayında oruç tutmak, Hac ibadetini yerine getirmek ve hatta çocuklara geleneksel İslami isimler vermek gibi dini uygulamalar artık "dini aşırılık" belirtisi olarak kabul ediliyor. ITHRA, ÇKP'nin birçok evde Kur'an-ı Kerim'in yerine devlet onaylı propaganda materyallerini koyduğunu ve inancın özel olarak yaşanmasını fiilen suç haline getirdiğini vurguluyor. Dine yönelik bu saldırı, küresel Müslüman toplumunun kutsallığına doğrudan bir meydan okumadır ve birleşik bir teolojik ve siyasi tepki gerektirir.

Zorla Çalıştırma ve Ekonomik Sömürü Belası

2026 raporunun önemli bir bölümü, zorla çalıştırma sisteminin evrimine ayrılmıştır. ITHRA araştırmacıları, binlerce Uygur tutuklunun "yeniden eğitim kamplarından" doğrudan sanayi bölgelerine ve fabrikalara nakledilmesini takip etti. Bu bireyler, Müslüman çoğunluklu ülkeler de dahil olmak üzere küresel olarak ihraç edilen tekstil, elektronik ve yeşil enerji bileşenlerini üretmeye zorlanıyor [Human Rights Watch](https://www.hrw.org/report/2021/04/19/break-their-lineage-break-their-roots/chinas-crimes-against-humanity-targeting).

Rapor, özellikle "Helal" endüstrisinin sömürülmesine dikkat çekiyor. ÇKP'nin, Orta Doğu ile ticareti kolaylaştırmak için Helal sertifikasyon sürecini kendi lehine kullanmaya çalışırken, aynı zamanda Helal yaşamı tanımlayan dini uygulamaları yasakladığını ortaya koyuyor. ITHRA, bir Müslüman tüketicinin zulüm gören müminlerin kanı ve teriyle üretilen malları satın almasının İslami etik ilkelerin ihlali olduğunu savunuyor. Dernek, tedarik zincirlerinin kapsamlı bir şekilde denetlenmesi ve bu modern köleliğe suç ortağı olan şirketlerin boykot edilmesi çağrısında bulunuyor.

Ulusötesi Baskı: ÇKP'nin Uzun Kolu

Uygur diasporası, özellikle de Türkiye'de ikamet edenler için tehdit artık Doğu Türkistan sınırlarıyla sınırlı değil. ITHRA raporu, ulusötesi baskılarda endişe verici bir artış olduğunu detaylandırıyor. Bu, aktivistlerin taciz edilmesini, varlıkların dondurulmasını ve yurt dışındakileri susturmak için memleketteki aile üyelerinin rehin olarak kullanılmasını içeriyor [Amnesty International](https://www.amnesty.org/en/latest/news/2020/02/china-uyghurs-living-abroad-tell-of-campaign-of-intimidation/).

İstanbul'da ITHRA, Uygur öğrencilerin ve iş sahiplerinin sofistike dijital gözetleme ve oltalama saldırılarıyla hedef alındığı vakaları belgelemiştir. Rapor, Türk hükümetini mazlumlar için tarihsel bir sığınak olma rolünden dolayı takdir ediyor ancak Pekin'den gelen artan ekonomik baskının bu güvenli limanı riske attığı konusunda uyarıyor. Dernek, Türk makamlarını ve diğer ev sahibi ülkeleri Uygur mülteciler için yasal korumaları güçlendirmeye ve siyasi amaçlı iade taleplerine direnmeye çağırıyor.

İİT ve Müslüman Liderliğine Çağrı

Raporun en dokunaklı bölümü **İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT)** ve Müslüman dünyasının liderlerine hitaben yazılmıştır. ITHRA, Birleşmiş Milletler'de ÇKP'nin "terörle mücadele" anlatısını destekleyen bildirilere imza atanlar da dahil olmak üzere, birçok Müslüman çoğunluklu devletin sessiz kalmasından duyduğu derin hayal kırıklığını dile getiriyor [United Nations Human Rights Office](https://www.ohchr.org/en/documents/country-reports/ohchr-assessment-human-rights-concerns-xinjiang-uyghur-autonomous-region).

Raporda, "Kaşgar ve Urumçi'deki kardeşlerimizin kanı, Kudüs veya Gazze'deki kardeşlerimizin kanından daha az kutsal değildir" deniliyor. Müslüman ulusların Çin ile ilişkilerinde bir paradigma değişikliği yapması çağrısında bulunuluyor. ITHRA şu politika eylemlerini öneriyor:

1. **Diplomatik Mütekabiliyet:** Müslüman uluslar, Çin ile diplomatik ve ekonomik iş birliklerini Doğu Türkistan'daki dini özgürlüklerin iadesine bağlamalıdır. 2. **Bağımsız Gerçekleri Araştırma Misyonları:** İİT, İslam alimleri ve insan hakları gözlemcilerinden oluşan bir heyetin bölgeye engelsiz erişimini talep etmelidir. 3. **İnsani Koridorlar:** Zulümden kaçanlar için güvenli geçiş ve yerleşim programlarının oluşturulması. 4. **Ekonomik Baskı:** Zorla çalıştırma uygulamalarına son verilmesini talep etmek için Ümmetin kolektif pazarlık gücünün kullanılması.

Sonuç: İleriye Giden Yol

Uluslararası Taklamakan İnsan Hakları Derneği'nin 2026 raporu bir belgeden daha fazlasıdır; kimliklerinin yok edilmesine izin vermeyi reddeden bir halkın direncinin kanıtıdır. Raporun sonuç bölümünde belirtildiği gibi, Doğu Türkistan'daki kriz küresel vicdan için, ama özellikle Müslüman Ümmeti için bir sınavdır. Şu Hadis-i Şerif'i hatırlıyoruz: "Müminler birbirlerine merhamet etmekte, birbirlerini sevmekte ve birbirlerini korumakta bir vücudun azaları gibidirler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da uykusuzluk ve ateşle ona ortak olurlar."

Sessiz diplomasi zamanı geçmiştir. ITHRA, her Müslümanı, her camiyi ve her hükümeti bu anın aciliyetini kavramaya çağırıyor. Uygur halkının hayatta kalması ve Doğu Türkistan'da İslam'ın korunması, bugün sergileyeceğimiz kolektif eyleme bağlıdır. Adalet sadece aranmamalı; talep edilmelidir [International Taklamakan Human Rights Association](https://taklamakan.org.tr/).

Yorumlar

comments.comments (0)

Please login first

Sign in