
Fransız Uygur Birliği İnsani Acılara Dikkat Çekiyor ve Avrupa Parlamentosu'nu Sistematik Baskı Politikalarına Karşı Sert Önlemler Almaya Çağırıyor
Makale, Fransız Uygur Birliği'nin Çin'in sistematik ihlallerini ifşa etme çabalarını ve Avrupa Parlamentosu'ndan Doğu Türkistan'daki zorla çalıştırma ve kültürel soykırıma karşı kararlı adımlar atma taleplerini ele almaktadır.
Makale referansı
Makale, Fransız Uygur Birliği'nin Çin'in sistematik ihlallerini ifşa etme çabalarını ve Avrupa Parlamentosu'ndan Doğu Türkistan'daki zorla çalıştırma ve kültürel soykırıma karşı kararlı adımlar atma taleplerini ele almaktadır.
- Makale, Fransız Uygur Birliği'nin Çin'in sistematik ihlallerini ifşa etme çabalarını ve Avrupa Parlamentosu'ndan Doğu Türkistan'daki zorla çalıştırma ve kültürel soykırıma karşı kararlı adımlar atma taleplerini ele almaktadır.
- Kategori
- Direniş Mirası
- Yazar
- Luis Alejandro Guillén Alvarez (@luisalejandrogu)
- Yayınlandı
- 27 Şubat 2026 19:37
- Güncellendi
- 5 Mayıs 2026 12:55
- Erişim
- Herkese açık makale
Giriş: Doğu Türkistan'da Ümmetin Kanayan Yarası
Doğu Türkistan (Sincan bölgesi), İslam ümmetinin modern tarihindeki en trajik sayfalarından biri olmaya devam ediyor. Milyonlarca Uygur Müslümanı, dini ve etnik kimliklerini yok etmeyi amaçlayan baskıcı bir kampanyaya maruz kalıyor. Bu bağlamda, "Fransız Uygur Birliği" (Association des Ouïghours de France), Avrupa'nın kalbinde mazlumların savunuculuğunu üstlenen ve sınırları aşan insani acılara ışık tutan cesur bir ses olarak öne çıkıyor. Doğu Türkistan'da yaşananlar sadece siyasi bir çatışma değil, doğrudan tevhid inancına ve İslami şiarlara yönelik bir saldırıdır. Bu durum, başta İslam dünyası olmak üzere küresel vicdanın kınama mesajlarının ötesine geçerek kararlı bir duruş sergilemesini zorunlu kılmaktadır [Association des Ouïghours de France](https://uyghur-france.org/).
Fransız Uygur Birliği: Zulme Karşı Hakikatin Kürsüsü
Fransız Uygur Birliği, Uygur halkının trajedisini uluslararası topluma, özellikle de etkili insan hakları ve yasama kurumlarına sahip olan Fransa'ya aktaran bir köprü olmak amacıyla kurulmuştur. Aktivist ve akademisyen Dilnur Reyhan liderliğindeki dernek, Uygur meselesini yerel bir Çin sorunu olmaktan çıkarıp uluslararası bir kamuoyu davasına dönüştürmeyi başarmıştır. Dernek, toplama kamplarından kurtulanların canlı tanıklıklarını belgelemekte ve bu kampların "mesleki eğitim merkezleri" olduğunu iddia eden resmi Çin anlatısının sahteliğini ortaya koyan etkinlikler düzenlemektedir [Amnesty International](https://www.amnesty.org/en/latest/news/2021/06/china-drastic-measures-to-slash-birth-rates-among-uyghurs-and-other-minorities/).
İslami bir perspektiften bakıldığında bu dernek, işkence ve yıldırma altında namazlarından, oruçlarından ve başörtülerinden vazgeçmeye zorlanan Müslümanların onurunu geri kazanmaya çalışarak, mazlumları savunma konusunda bir "farz-ı kifaye" örneği teşkil etmektedir. Derneğin Paris'teki çabaları sadece hak savunuculuğu ile sınırlı kalmamış, aynı zamanda Uygurların maruz kaldığı soykırımın resmi olarak tanınması için siyasi baskı oluşturmaya kadar uzanmıştır.
Avrupa Parlamentosu'na Çağrı: Yoruma Kapalı Sert Önlemlere Doğru
Son gelişmeler ışığında Fransız Uygur Birliği, Avrupa Parlamentosu'na sembolik adımların ötesine geçen somut önlemler alması yönündeki çağrılarını yoğunlaştırmıştır. Dernek, Doğu Türkistan'da zorla çalıştırma yoluyla üretilen ürünlere kapsamlı bir yasak getirilmesini talep etmektedir. Bu talep, Avrupa Birliği'nin 2024 ve 2025 yıllarında "modern kölelik" ile lekelenmiş malların Avrupa pazarlarına girişini engellemeyi amaçlayan yeni yasaları kabul etmesiyle karşılık bulmaya başlamıştır [European Parliament](https://www.europarl.europa.eu/news/en/press-room/20240419IPR20551/parliament-adopts-ban-on-goods-made-with-forced-labour).
Dernek, Çin baskısına karışan şirketlerle ticarete devam etmenin suça dolaylı ortaklık olduğunu vurgulamaktadır. Bu doğrultuda dernek, Avrupa Parlamentosu'nu şunları yapmaya davet etmektedir: 1. **Magnitsky yaptırım mekanizmasının etkinleştirilmesi**: Toplama kamplarının yönetiminde doğrudan yer alan Çinli yetkililerin hedef alınması. 2. **Uygur diasporasının korunması**: Çin güvenlik birimlerinin Avrupa'daki aktivistlere yönelik sınır ötesi baskılarıyla mücadele edilmesi. 3. **Soykırımın resmi olarak tanınması**: 2022 yılında Uygurlara yapılanların soykırım teşkil ettiğini kabul eden Fransız Ulusal Meclisi'nin izinden gidilmesi [Le Monde](https://www.lemonde.fr/en/international/article/2022/01/20/french-parliament-recognizes-china-s-genocide-of-uyghurs_5972410_4.html).
İslam'a Karşı Savaş: Camilerin Yıkılması ve Kimliğin Silinmesi
Uygurların acılarından bahsederken inanç boyutuna değinmemek mümkün değildir; zira Çin makamları İslami olan her şeye karşı açık bir savaş yürütmektedir. Fransız Uygur Birliği tarafından desteklenen belgeli raporlar, bölgedeki binlerce cami ve İslami mezarlığın yıkıldığını veya hasar gördüğünü, bazılarının ise Müslümanların kutsallarına açık bir hakaret olarak turistik tesislere veya kafelere dönüştürüldüğünü göstermektedir [Human Rights Watch](https://www.hrw.org/report/2021/04/19/break-their-lineage-break-their-roots/chinas-crimes-against-humanity-targeting).
İslam'ın "Çinlileştirilmesi" politikası, pratikte dinin içeriğinin boşaltılması anlamına gelmektedir; gençlerin camilere girmesi yasaklanmakta, imamlar hutbelerinde Komünist Parti'yi övmeye zorlanmakta ve yeni doğan bebeklere İslami isimler verilmesi engellenmektedir. Bu uygulamalar, kültürel üstünlük taslamanın ve dini zulmün zirvesini temsil etmektedir. İslam İşbirliği Teşkilatı ile Arap ve İslam ülkelerinin, Pekin ile ilişkilerini, zalime (zulmünden vazgeçirerek) ve mazluma yardım etmeyi emreden İslami değerler ve ilkeler terazisinde yeniden gözden geçirmesi gerekmektedir.
Zorla Çalıştırma: 21. Yüzyılda Kölelik
Zorla çalıştırma konusu, Fransız Uygur Birliği'nin küresel şirketlerin peşini bırakmadığı en önemli dosyalardan biridir. Binlerce Uygur, toplama kamplarından tekstil ve teknoloji sektörlerindeki büyük markalar için üretim yapan fabrikalara nakledilmektedir. İnsanların bu şekilde iğrenç bir biçimde sömürülmesi, Allah Teâlâ'nın yücelttiği insan onurunun ağır bir ihlalidir.
Dernek, uluslararası kuruluşlarla iş birliği içinde, insanlığa karşı suçları gizledikleri gerekçesiyle Fransız ve küresel şirketlere karşı davalar açmayı başarmıştır. Bu hukuki yol, Çin'in baskı makinesini besleyen finansman kaynaklarını kurutmayı amaçlamaktadır. Bu aynı zamanda, kardeşlerimizin kanına ve aşağılanmasına bulaştığı kanıtlanan ürünleri boykot etmek konusunda Müslüman tüketicinin omuzlarındaki ahlaki bir görevdir [BBC News](https://www.bbc.com/news/world-asia-china-51697800).
İslam Ümmetinin Uygur Davasına Karşı Sorumluluğu
Fransız Uygur Birliği Batı parlamentolarının koridorlarında hareket ederken, İslam başkentlerinin rolü hakkındaki soru işareti varlığını korumaktadır. Doğu Türkistan'da yaşananlara "ekonomik çıkarlar" veya "iç işlerine karışmama" bahanesiyle sessiz kalmak, bir uzvu şikayet ettiğinde vücudun geri kalanının uykusuzluk ve ateşle ona eşlik ettiği "tek vücut" kavramıyla bağdaşmayan bir yüzüstü bırakmadır.
Fransız Uygur Birliği, İslam dünyasına yönelik mesajında Uygur davasının, İslami karar alma mekanizmalarının bağımsızlığının ve kendi evlatlarını koruma yeteneğinin bir testi olduğunu vurgulamaktadır. Beklenen destek askeri değil; Çin'i, yeni bir uluslararası düzene liderlik etmeyi amaçlayan küresel bir güç olarak sorumluluklarıyla yüzleştirecek diplomatik, ekonomik ve medya desteğidir. Soykırıma uğrayan bir halkın enkazı üzerine adil bir düzen kurulamaz.
Sınır Ötesi Baskı: Özgür Ruhların Sürgünde Takibi
Derneğin takip ettiği en tehlikeli dosyalardan biri, Fransa ve Avrupa'da yaşayan Uygurların Çin büyükelçilikleri tarafından sürekli tehditlere maruz kalmasıdır. İçeride tutuklu bulunan aileleri üzerinden baskı kurularak casusluk yapmaya veya sessiz kalmaya zorlanmaktadırlar. Dernek, bu ihlalleri Fransız makamlarına taşıyarak Uygur mülteciler için tam yasal ve güvenlik koruması sağlanmasını ve hiçbir bireyin bilinmez bir kaderin beklediği Çin'e sınır dışı edilmemesini talep etmektedir [The Guardian](https://www.theguardian.com/world/2023/dec/07/china-transnational-repression-uyghur-diaspora-report).
Sonuç: Adalet Er ya da Geç Gelecektir
Fransız Uygur Birliği'nin mücadelesi hak, adalet ve insan onuru mücadelesidir. Tablonun karanlığına ve rakibin gücüne rağmen, bu aktivistlerin davalarının adaletine olan inançları ve zulmün ne kadar sürerse sürsün bir sonu olacağına dair kesin kanaatleri onları devam etmeye itmektedir. Avrupa Parlamentosu bugün tarihi bir anın eşiğindedir; ya savunduğu değerlerin yanında yer alıp Çin'in baskı makinesini durduracak ya da maddi çıkarların insan kanından üstün olduğunu kanıtlayacaktır.
Bizler bir İslam ümmeti olarak, bu çabaları mevcut tüm imkanlarla desteklemeye çağrılıyoruz. Doğu Türkistan sadece coğrafi bir bölge değil, vicdanımızın ve tarihimizin asli bir parçasıdır. Uygurların özgürlüğü, ümmetin özgürlüğü ve onurunun ayrılmaz bir parçasıdır.
Yorumlar
comments.comments (0)
Please login first
Sign in