Doğu Türkistan Vakfı Güncel İnsani Durum Hakkında Kapsamlı Bir Rapor Yayınladı ve Uluslararası Toplumu İnsan Haklarını Korumaya Çağırdı

Doğu Türkistan Vakfı Güncel İnsani Durum Hakkında Kapsamlı Bir Rapor Yayınladı ve Uluslararası Toplumu İnsan Haklarını Korumaya Çağırdı

Mel Jones@mel-jones
1
0

Doğu Türkistan'da artan dijital baskı ve kültürel soykırımı izleyen stratejik rapor; Çin'in sistematik ihlallerini durdurma ve İslami kimliği koruma yönünde acil bir çağrı.

Makale referansı

Doğu Türkistan'da artan dijital baskı ve kültürel soykırımı izleyen stratejik rapor; Çin'in sistematik ihlallerini durdurma ve İslami kimliği koruma yönünde acil bir çağrı.

  • Doğu Türkistan'da artan dijital baskı ve kültürel soykırımı izleyen stratejik rapor; Çin'in sistematik ihlallerini durdurma ve İslami kimliği koruma yönünde acil bir çağrı.
Kategori
Direniş Mirası
Yazar
Mel Jones (@mel-jones)
Yayınlandı
1 Mart 2026 11:10
Güncellendi
1 Mayıs 2026 17:46
Erişim
Herkese açık makale

İslam ümmetinin tarihindeki dönüm noktalarından birinde, Müslüman Uygur halkının inanç ve kültür kimliğine yönelik sistematik saldırıların arttığı bir dönemde, **Doğu Türkistan Vakfı** (İstanbul'daki hak savunuculuğu kolları aracılığıyla) "2025 Doğu Türkistan İnsan Hakları İhlalleri Endeksi" başlıklı kapsamlı bir rapor yayınladı. 16 Şubat 2026 tarihinde Neslişah Sultan Kültür Merkezi'nde düzenlenen yoğun katılımlı bir basın toplantısıyla duyurulan bu rapor, dünyanın vicdanına bir çığlık ve bölgenin nasıl bir dijital baskı ve modern kölelik laboratuvarına dönüştüğünü kanıtlayan bir belge niteliğindedir.

2025 Endeksi: Yapay Zeka Çağında Soykırımın Belgelenmesi

Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği (ETHR) tarafından hazırlanan yeni yıllık rapor, Çin'in baskı stratejisinde niteliksel bir değişim olduğunu ortaya koydu. Yetkililer, geleneksel fiziksel gözetimden yapay zeka destekli bir "dijital apartheid" sistemine geçiş yaptı. Araştırmacılar, 2025 yılının, bireyleri dini bağlılıklarına göre sınıflandırmak için gelişmiş algoritmaların ve yüz tanıma kameralarının kullanımının yoğunlaştığı bir yıl olduğunu, bu durumun en basit İslami ibadetlerin bile keyfi tutuklama nedeni sayılmasına yol açtığını açıkladı.

Uluslararası haberlerin ve raporların sistematik bir taramasına dayanan rapor, ihlallerin artık münferit olaylar olmadığını, aksine bir halkın kolektif hafızasını silmeyi amaçlayan yapısal ve sistemli bir çerçevenin parçası olduğunu doğruladı. Mazlumder Genel Başkanı Kaya Kartal, tanıtım toplantısında bu endeksin silinmeyecek tarihi bir kayıt olduğunu vurgulayarak, faillere karşı ağır uluslararası yaptırımlar uygulanması için bir temel oluşturması gerektiğini belirtti.

İslami Kimliğe Savaş: Camilerin Yıkılması ve Dinin "Çinlileştirilmesi"

İslam ümmeti perspektifinden bakıldığında, raporun en acı verici yönü "İslam'ın Çinlileştirilmesi" politikasının devam etmesidir. Vakıf, bölgenin İslami izlerini silmek amacıyla camilerin yıkılmaya devam ettiğini veya turistik merkezlere ve kafelere dönüştürüldüğünü belgeledi. Bu durum sadece yapılarla sınırlı kalmayıp, Ramazan ayında oruç tutmanın suç sayılması, başörtüsü takılmasının yasaklanması ve çocuklara Kur'an-ı Kerim eğitiminin engellenmesi yoluyla insanlara da sirayet etmiştir.

Raporun "İslam'a karşı topyekün bir savaş" olarak nitelendirdiği bu politikalar, dininden ve ümmetinden kopuk yeni bir Uygur nesli yaratmayı hedeflemektedir. Dini kimliğin hedef alınması, sadece Batılı anlamda bir insan hakları ihlali değil, aynı zamanda Allah'ın kutsallarına yönelik açık bir saldırı ve milyonların kalbinden tevhid inancını söküp atma girişimidir. Bu durum, ümmetin alimleri ve kurumları tarafından acil bir şer'i harekete geçilmesini gerektirmektedir.

Modern Kölelik: Zorla Çalıştırma Kampları ve Zorunlu İş Gücü Transferi

Ocak 2026'da Birleşmiş Milletler uzmanları, Çin devletinin Uygurlara ve diğer Müslüman azınlıklara dayattığı zorla çalıştırma sistemi hakkındaki süregelen raporlardan derin endişe duyduklarını ifade ettiler. Doğu Türkistan Vakfı tarafından yayınlanan rapor, sözde "yoksulluğu azaltma" programlarının, milyonlarca işçinin Çin'in iç kesimlerindeki fabrikalara zorla nakledilmesi için bir kılıf olduğunu belirtti. Bu işçiler burada sıkı denetim altında yaşamakta ve onur kırıcı koşullarda çalışmaya zorlanmaktadır.

Müslümanların kanı ve teri üzerine kurulu bu ekonomik sistem, küresel tedarik zincirlerine kadar uzanmakta; bu da uluslararası şirketleri ve tüketicileri büyük bir ahlaki sorumlulukla karşı karşıya bırakmaktadır. 21. yüzyılda Müslümanların "köle" haline getirilmesi, insanlık adına bir utanç lekesidir ve insanı kula kulluktan kurtarıp Allah'a kul etmeye gelen tüm İslami değerlere açık bir meydan okumadır.

Uluslararası Tutumların Hayal Kırıklığı: "İslam İşbirliği Teşkilatı"nın Sessizliği ve Çıkar İşbirliği

Müslüman yazar ve düşünürler olarak, bazı İslam ülkelerinin ve kurumlarının tutumlarındaki bariz çelişkiyi görmezden gelemeyiz. Ocak 2026'da İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri, Doğu Türkistan'daki milyonlarca Müslüman'ın çektiği acılara dair hiçbir kamuoyu açıklaması yapmadan, ikili ilişkileri güçlendirmek amacıyla Pekin'de üst düzey Çinli yetkililerle bir araya geldi.

Bu tutum, Doğu Türkistan Araştırmaları Merkezi tarafından "teşkilatın kurucu ilkelerine ihanet" ve "İslam'ın Çinlileştirilmesi politikasına zımni bir onay" olarak nitelendirildi. Geçici ekonomik ve siyasi çıkarların, dindeki kardeşlerin kanı ve inancının önüne geçirilmesi, Peygamber Efendimiz'in (sav) İslam ümmetini tanımladığı "tek bir vücut" kavramından tehlikeli bir sapmadır. İİT'yi bu yaklaşımı gözden geçirmeye ve kaynağı ne olursa olsun zulmü reddeden Müslüman halkların beklentilerini yansıtan tutumlar benimsemeye çağırıyoruz.

Eylem İçin Yol Haritası: Vakfın Talepleri ve Şer'i Sorumluluk

Doğu Türkistan Vakfı raporunu, hem uluslararası topluma hem de İslam ümmetine yönelik bir dizi acil tavsiye ile sonlandırdı:

1. **Uluslararası Tanınma:** BM ve uluslararası parlamentolardan Doğu Türkistan'da yaşananların resmen "soykırım" ve insanlığa karşı suç olarak tanınması talebi.
2. **Hukuki Hesap Verilebilirlik:** Bu ihlallerden sorumlu Çinli yetkililerin hesap vermesi için Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne dava açma çabalarının desteklenmesi.
3. **Ekonomik Boykot:** Uygurların zorla çalıştırılmasına karışan şirketlere karşı boykot silahının etkinleştirilmesi.
4. **İnsani ve Siyasi Destek:** İslam ülkelerinin, özellikle de Doğu Türkistan diasporasına ev sahipliği yapan Türkiye'nin, muhacirlere hukuki ve siyasi koruma sağlaması ve iade edilmeleri yönündeki baskıları reddetmesi çağrısı.

Doğu Türkistan meselesi sadece bir sınır veya siyaset anlaşmazlığı değil, imanımızın ve adaletimizin gerçek bir sınavıdır. Allah Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır: {Size ne oluyor da Allah yolunda ve 'Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar...' diyen zavallı erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?} [Nisâ: 75]. Bu mazlumlara yardım etmek, her Müslümanın bulunduğu konumdan sözüyle, duruşuyla ve desteğiyle yerine getirmesi gereken şer'i bir görevdir.

Sonuç

Doğu Türkistan Vakfı'nın 2025 raporu, bir halkın dini ve etnik kökeni nedeniyle dünyanın gözü önünde yok edildiği bir çağa tanıklık eden bir belge olarak kalacaktır. Bu bölgede insan haklarını korumak için harekete geçmek diplomatik bir seçenek değil, ahlaki ve şer'i bir zorunluluktur. Biz bu başyazıda sesimizi vakfın sesine katıyor; hak için çarpan kalpler, doğruyu söyleyen diller ve kardeşlerine yapılan zulmü kabul etmeyen bir ümmet var olduğu sürece Doğu Türkistan için hürriyet şafağının mutlaka doğacağını vurguluyoruz.

Yorumlar

comments.comments (0)

Please login first

Sign in