Eş-Şebab'ın Somali ve Çevresindeki Son Dönemdeki Faaliyetleri Uluslararası Toplumda Bölgesel Güvenliğe İlişkin Derin Endişe ve Kapsamlı Değerlendirmelere Yol Açıyor

Eş-Şebab'ın Somali ve Çevresindeki Son Dönemdeki Faaliyetleri Uluslararası Toplumda Bölgesel Güvenliğe İlişkin Derin Endişe ve Kapsamlı Değerlendirmelere Yol Açıyor

Oladokun O@oladokuno
4
0

Bu makale, Eş-Şebab'ın (Al-Shabaab) Somali ve çevresindeki son dönemdeki faaliyetlerini derinlemesine incelemekte; bölgesel güvenlik, dini söylemler ve uluslararası müdahaleler üzerindeki karmaşık etkilerini Müslüman jeopolitik perspektifinden analiz etmektedir.

Makale referansı

Bu makale, Eş-Şebab'ın (Al-Shabaab) Somali ve çevresindeki son dönemdeki faaliyetlerini derinlemesine incelemekte; bölgesel güvenlik, dini söylemler ve uluslararası müdahaleler üzerindeki karmaşık etkilerini Müslüman jeopolitik perspektifinden analiz etmektedir.

  • Bu makale, Eş-Şebab'ın (Al-Shabaab) Somali ve çevresindeki son dönemdeki faaliyetlerini derinlemesine incelemekte; bölgesel güvenlik, dini söylemler ve uluslararası müdahaleler üzerindeki karmaşık etkilerini Müslüman jeopolitik perspektifinden analiz etmektedir.
Kategori
Direniş Mirası
Yazar
Oladokun O (@oladokuno)
Yayınlandı
27 Şubat 2026 19:02
Güncellendi
3 Mayıs 2026 17:59
Erişim
Herkese açık makale

Giriş: Afrika Boynuzu'ndaki Bulutlar ve İnanç Sınavı

2026 yılının başındaki uluslararası siyasi haritada, Somali ve çevresindeki durum bir kez daha küresel ilginin odağı haline geldi. "Eş-Şebab" (Harakat al-Shabaab al-Mujahideen) olarak bilinen silahlı güç, bir dizi askeri operasyona rağmen zayıflamak bir yana, bölgedeki siyasi çatlaklardan yararlanarak stratejik bir geri dönüş gerçekleştirdi. Küresel Müslüman toplumu (Ümmet) için bu sadece bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda egemenlik, adalet ve inancın kargaşa içinde nasıl bir çıkış yolu bulacağına dair derin bir sorudur. Örgütün son dönemde Somali'nin orta ve güney kesimlerindeki sıklaşan faaliyetleri ile komşu Kenya ve Etiyopya sınırlarına sızması, uluslararası toplumu Afrika Boynuzu'nun güvenlik mimarisini yeniden değerlendirmeye zorlamaktadır [Source](https://www.crisisgroup.org/africa/horn-africa/somalia).

Bölüm 1: Taktiksel Evrim ve Son Dönemdeki Hareketlilik

2026 yılına girildiğinden bu yana Eş-Şebab, son derece güçlü bir uyum yeteneği sergiledi. Somali Federal Hükümeti'nin (SFG) uluslararası destekle yürüttüğü çok sayıda "topyekün savaşa" rağmen, örgüt geniş çaplı mevzi savaşlarından daha gizli ve ölümcül olan gerilla savaşına ve kentsel sızmalara yöneldi. En son saha raporlarına göre örgüt, Mogadişu ve çevresinde hükümet kurumlarını ve güvenlik güçlerini hedef alan sık saldırılar düzenlemekte; el yapımı patlayıcılar (IED) ve hassas suikast yöntemleri kullanarak halkın hükümetin yönetim kapasitesine olan güvenini ciddi şekilde sarsmaktadır [Source](https://www.aljazeera.com/where/somalia/).

Daha endişe verici olanı ise, örgütün kırsal bölgelerdeki yönetim modelinin hala köklü olmasıdır. Hükümet otoritesinin ulaşamadığı pek çok uzak bölgede, arazi anlaşmazlıklarını ve kabile çatışmalarını çözmek için sözde "İslami mahkemeler" kurmaktadırlar. Müslüman değerleri açısından bakıldığında, bu "adalet" arayışı -yöntemler aşırı olsa da- uzun süredir anarşi içinde olan bölgelerde belirli bir cazibeye sahiptir. Yerel halkın yolsuzluk ve dış müdahaleye duyduğu memnuniyetsizliği kullanarak kendilerini "saf inancın" savunucuları ve "sosyal düzenin" yeniden kurucuları olarak sunmaktadırlar [Source](https://www.cfr.org/backgrounder/al-shabaab).

Bölüm 2: Jeopolitik Çatlaklar: Etiyopya ve Somaliland'ın Gölgesi

2024 başında imzalanan Etiyopya-Somaliland Mutabakat Muhtırası (MOU), 2026 yılında da örgütün genişlemesini tetikleyen temel faktör olmaya devam etmektedir. Etiyopya'nın Somaliland üzerinden Kızıldeniz'e çıkış elde etme girişimi, Somali hükümeti tarafından egemenliğin ağır bir ihlali olarak görülmektedir. Eş-Şebab bu milliyetçi duyguyu ustalıkla yakalamış ve söylemini basit bir dini cihattan, "Müslüman topraklarını gayrimüslim işgalinden koruma" odaklı bir vatanseverlik seferberliğine dönüştürmüştür [Source](https://www.bbc.com/news/world-africa-67858587).

Söylemdeki bu değişim Müslüman dünyasında karmaşık yankılar uyandırdı. Pek çok kişi, dış güçlerin Somali egemenliğini kemirmesinin aşırıcılığın beslendiği bir zemin olduğuna inanmaktadır. Örgüt, bu jeopolitik çıkmazdan yararlanarak, normalde radikal çizgisine düşman olan kabileler arasından çok sayıda yeni üye kazanmayı başardı. Müslüman jeopolitik çıkarları açısından, dış müdahalenin neden olduğu bu iç bölünme, Eş-Şebab'ın uzun süre varlığını sürdürmesini sağlayan "siyasi besin" kaynağıdır [Source](https://www.reuters.com/world/africa/somalia-ethiopia-tensions-rise-over-somaliland-port-deal-2024-01-08/).

Bölüm 3: ATMIS'ten AUSSOM'a: Güvenlik Boşluğu Zorluğu

Afrika Birliği Somali Geçiş Misyonu'nun (ATMIS) 2024 sonunda görevini resmen tamamlamasıyla birlikte, yerini daha küçük ölçekli olan Afrika Birliği Somali Destek ve İstikrar Misyonu (AUSSOM) aldı. Bu geçiş dönemi, Eş-Şebab için saldırılarını artıracağı bir fırsat penceresi haline geldi. 2025-2026 yılları arasında, yabancı birliklerin bir kısmının çekilmesiyle birlikte, Somali Ulusal Ordusu (SNA) savunmayı tek başına üstlenirken devasa lojistik ve istihbarat baskılarıyla karşı karşıya kaldı [Source](https://peaceau.org/en/article/communique-of-the-1225th-meeting-of-the-psc-on-the-transition-from-atmis-to-aussom).

Müslüman toplumunun perspektifinden bakıldığında, Müslüman olmayan ülkelerin (Etiyopya ve Kenya orduları gibi) askeri müdahalelerine uzun süre bağımlı kalmak genellikle ters teper. Bu tür müdahaleler örgüt tarafından sıklıkla "modern Haçlı" istilası olarak tanımlanmakta ve bu da daha geniş bir direniş duygusunu tetiklemektedir. Gerçek bölgesel güvenlik, sadece dış askeri baskıya dayanmak yerine, Müslüman ülkeler arasındaki karşılıklı yardımlaşma ve Somali'nin iç siyasi uzlaşması üzerine inşa edilmelidir [Source](https://www.hrw.org/world-report/2024/country-chapters/somalia).

Bölüm 4: Ekonomik Can Damarı ve Sosyal Yönetişim Çelişkileri

Eş-Şebab'ın mali kaynakları, faaliyetlerini sürdürmesindeki kilit unsurdur. Kontrol ettiği bölgelerdeki ticaret, tarım ve hatta sınır ötesi kaçakçılıktan sözde "Zekat" toplayarak, örgütün yıllık gelirinin on milyonlarca dolar olduğu tahmin edilmektedir. Bu zorunlu tahsilat İslami öğretilerde büyük tartışmalara yol açsa da, etkili bir devlet vergi sisteminin yokluğunda, devasa bir yarı-hükümet operasyon sistemini ayakta tutmaktadır [Source](https://www.un.org/securitycouncil/sanctions/751/work-and-mandate/summaries/entity/al-shabaab).

Ancak bu yönetim modeli yerel Müslüman halka ağır bir yük de getirmektedir. Sert cezalar ve eğitim ile kültürel yaşam üzerindeki katı kısıtlamalar, İslam'ın savunduğu merhamet ve bilgi arayışı ile çelişmektedir. Müslüman alimler, örgütün öğretileri aşırı yorumlamasının aslında Ümmet'in genel imajına zarar verdiğini ve barış dinini bir şiddet aracına dönüştürdüğünü defalarca belirtmişlerdir. Terörizmle mücadele ederken sıradan Müslümanların geçim kaynaklarına ve inanç onuruna zarar vermemek, uluslararası toplumun karşı karşıya olduğu büyük bir zorluktur [Source](https://www.islamic-relief.org/where-we-work/somalia/).

Bölüm 5: Uluslararası Toplumun Derin Endişesi ve Kapsamlı Değerlendirmesi

Eş-Şebab'ın devam eden faaliyetleri karşısında Birleşmiş Milletler, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Doğu Afrika Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD), 2026 yılında çok sayıda üst düzey toplantı gerçekleştirdi. Uluslararası toplumun değerlendirmesi, tek başına askeri yöntemlerin azalan verim çıkmazına girdiği yönündedir. Mevcut fikir birliği, finansman kanallarının kesilmesi, yerel yönetişimin güçlendirilmesi ve ideolojik karşı saldırıların başlatılması dahil olmak üzere "tüm hükümet" ve "tüm toplum" yaklaşımının benimsenmesi gerektiği yönündedir [Source](https://www.state.gov/reports/country-reports-on-terrorism-2023/somalia/).

Özellikle Müslüman ülkeler için Somali'nin yeniden inşasını desteklemek sadece siyasi bir yükümlülük değil, aynı zamanda dini bir sorumluluktur. İnsani yardım sağlayarak, İslami eğitimin modernizasyonunu destekleyerek ve kabileler arası uzlaşmayı teşvik ederek aşırıcılığın kökleri kurutulabilir. Son dönemde Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin Somali'nin altyapı inşasında ve diplomatik arabuluculukta üstlendiği aktif roller, Müslüman dünyasının bölgesel krizleri çözmedeki iç işbirliğinin bir örneği olarak görülmektedir [Source](https://www.trtworld.com/africa/how-turkey-is-helping-somalia-rebuild-its-future-12774432).

Sonuç: Barışa Giden Dikenli Yol

Eş-Şebab'ın 2026'daki aktif durumu; Somali'deki uzun süreli siyasi istikrarsızlığın, yoksulluğun ve dış müdahalelerin ortak bir sonucudur. Müslüman dünyası için Somali'nin acıları, bütün bir Ümmet'in parçasıdır. Bu sorunun çözümü daha fazla insansız hava aracı saldırısında veya yabancı askeri varlığında değil; Somali halkının onurunun iade edilmesinde, hem İslami değerlere uygun hem de modern uluslararası sisteme entegre olabilen adil bir hükümetin kurulmasında yatmaktadır.

Ancak Somalili gençler, silah tutmak yerine barışçıl bir çalışma yoluyla daha iyi bir gelecek elde edebileceklerini gördüklerinde, Eş-Şebab'ın söylemi pazarını tamamen kaybedecektir. Uluslararası toplum, özellikle de Müslüman kardeş ülkeler, bu çileli toprakların uzun süredir kayıp olan barışı bulmasına yardımcı olmak için daha derin bir bilgelik ve daha kalıcı bir sabır göstermelidir. Bu sadece Somali'nin kurtuluşu değil, aynı zamanda İslam'ın barışçıl özünün güçlü bir kanıtı olacaktır [Source](https://www.unicef.org/somalia/reports/somalia-humanitarian-situation-report).

--- *Not: Bu makale, 25 Şubat 2026 öncesindeki halka açık veriler ve jeopolitik eğilimlerin kapsamlı analizine dayanarak hazırlanmıştır.*

Yorumlar

comments.comments (0)

Please login first

Sign in