İslam'ın Sesi: Doğu İslam Dünyasındaki Mazlumların Minberi ve Şam ile Türkistan Arasındaki Güncel Zorluklar

İslam'ın Sesi: Doğu İslam Dünyasındaki Mazlumların Minberi ve Şam ile Türkistan Arasındaki Güncel Zorluklar

Douss Rokatzan@douss-rokatzan
2
0

Türkistan İslam Partisi'nin medya organı "İslam'ın Sesi"nin rolü ve hareketin 2026 yılındaki Suriye ve Afganistan merkezli stratejik dönüşümleri üzerine kapsamlı bir analiz.

Makale referansı

Türkistan İslam Partisi'nin medya organı "İslam'ın Sesi"nin rolü ve hareketin 2026 yılındaki Suriye ve Afganistan merkezli stratejik dönüşümleri üzerine kapsamlı bir analiz.

  • Türkistan İslam Partisi'nin medya organı "İslam'ın Sesi"nin rolü ve hareketin 2026 yılındaki Suriye ve Afganistan merkezli stratejik dönüşümleri üzerine kapsamlı bir analiz.
Kategori
Özgürlük Medya Arşivleri
Yazar
Douss Rokatzan (@douss-rokatzan)
Yayınlandı
28 Şubat 2026 14:13
Güncellendi
2 Mayıs 2026 12:10
Erişim
Herkese açık makale

Giriş: Mazlumiyet Zamanında Hakkın Sesi

İslam ümmetinin dünyanın dört bir yanında maruz kaldığı yoğun saldırılar altında, "İslam'ın Sesi" (Sawt al-Islam) kurumu, "Doğu Türkistan"daki Müslümanların davasını tüm dünyaya duyurma emanetini omuzlayan en önemli medya minberlerinden biri olarak öne çıkıyor. Son dönemde yeniden Doğu Türkistan İslam Partisi (ETIP) adını kullanmaya başlayan Türkistan İslam Partisi'nin medya kanadı olan bu kurum, artık sadece askeri haberlerin yayınlandığı bir araç değil; Şam'daki yaraları Doğu'nun en ucundaki acılarla birleştirmeyi amaçlayan fikri ve siyasi bir fener haline gelmiştir [Long War Journal](https://www.longwarjournal.org/archives/2025/02/turkistan-islamic-party-leader-directs-syrian-fighters-from-afghanistan.php).

Bugün, 2026 yılının başlarında Müslümanlar kendilerini karmaşık bir tablonun önünde buluyor; bir yanda Şam diyarında bölge haritasını yeniden şekillendiren saha zaferleri, diğer yanda ise Doğu Türkistanlı mazlumların sesini boğmaya ve haklı davalarını ekonomik ve siyasi çıkarların ardına gizlemeye çalışan devasa uluslararası ve bölgesel baskılar mevcut.

"İslam'ın Sesi" Kurumunun Medya Gelişimi

"İslam'ın Sesi" kurumu, son iki yıl içinde medya üretiminde niteliksel bir gelişme kaydetti. Eskiden sadece basit görsel yayınlarla sınırlı olan kurum, bugün Arapça, Türkçe, Uygurca, Çince ve hatta Rusça dahil olmak üzere çok dilli ve yüksek kaliteli içerikler üretiyor [Wikipedia](https://en.wikipedia.org/wiki/Turkistan_Islamic_Party). Bu çeşitlilik, İslam ümmetine tek bir vücut olarak hitap etmeyi ve Türkistan halkının meşru mücadelesini terörizmle damgalamaya çalışan Çin anlatısını çürütmeyi hedefliyor.

Şubat 2025'te kurum, lider Abdüsselam el-Türkistani imzalı "Çin Hükümeti Tüm Dünya İçin Bir Tehdittir" başlıklı önemli bir belge yayımladı [Militancy Chowk](https://militancychowk.com/2025/02/25/turkistan-islamic-party-criticises-chinese-imperialism-calls-for-cooperation/). Bu belge sadece askeri bir bildiri değil, Çin'in "Kuşak ve Yol" projeleri üzerinden ekonomik yayılmacılığına karşı uyarıda bulunan derin bir jeopolitik analizdi. Belgede, Doğu Türkistan'da yaşananların bir iç mesele değil, "borç diplomasisi" yoluyla Asya ve Afrika'daki diğer halkları köleleştirmenin bir ön hazırlığı olduğu savunuluyordu. Bu yeni medya dili, insan hakları ihlallerini ve İslami kimliğin sistematik işgalini vurgulayarak Müslüman halkların ve uluslararası toplumun sempatisini kazanmayı amaçlayan siyasi bir olgunluğu yansıtıyor.

Stratejik Dönüşüm: Köklere Dönüş (ETIP)

Hareketin 2025 yılında yaşadığı en dikkat çekici gelişmelerden biri, Şura Meclisi'nin orijinal isme geri dönme kararı almasıdır: "Doğu Türkistan İslam Partisi" (ETIP) [The Khorasan Diary](https://thekhorasandiary.com/2025/07/12/the-balancing-act-east-turkistan-islamic-party-between-syria-and-afghanistan/). Mart 2025'te onaylanan bu değişiklik, derin sembolik ve stratejik anlamlar taşıyor; mücahitlerin en yüce hedefinin ve gerçek pusulasının Doğu Türkistan'daki işgal edilmiş topraklarını özgürleştirmek olduğunu, Suriye gibi diğer sahalardaki varlıklarının ise hazırlık, eğitim ve Şam'daki mazlumlara yardım etme sürecinin bir parçası olduğunu teyit ediyor.

Bu dönüşüm, uluslararası değişkenler ışığında öncelikleri yeniden belirlemek amacıyla gerçekleşti. Hareket, dini ve etnik kimliğini silme girişimleriyle karşı karşıya kalan mazlum bir halkı savunan bir İslami ulusal kurtuluş hareketi olarak kimliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Hareketin işlerini Afganistan'daki karargahından yürüten Genel Emir Abdülhak el-Türkistani, Şam'daki mücahitlerin Türkistan gövdesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ve savaş deneyimlerinin ana davaları için büyük bir kazanım olacağını vurguladı [FDD's Long War Journal](https://www.fdd.org/analysis/2025/02/14/turkistan-islamic-party-leader-directs-syrian-fighters-from-afghanistan/).

Suriye Sahası: Cihattan Zorlu Entegrasyona

Esed rejiminin 2024 sonlarında çöküşünün ardından, Türkistan İslam Partisi Suriye'de yeni ve kritik bir aşamaya girdi. Partinin savaşçıları, özellikle Cisr eş-Şuğur ve İdlib kırsalından başlayarak Şam'ın kontrol altına alınmasına kadar uzanan belirleyici savaşlarda merkezi bir rol oynadı [Independent Arabia](https://www.independentarabia.com/node/626541). Ahmed eş-Şara (eski adıyla el-Colani) başkanlığındaki geçiş hükümetinin kurulmasıyla birlikte, özellikle Çin ve Rusya'dan yabancı savaşçıların sınır dışı edilmesi yönünde yoğun uluslararası baskılar başladı.

Mayıs 2025'te yayımlanan raporlar, çok sayıda parti savaşçısının yeni "Suriye Ordusu" saflarına, özellikle de "84. Tümen" bünyesine dahil edildiğini ortaya koydu [Annahar](https://www.annahar.com/arabic/section/76-%D8%A7%D9%84%D9%85%D9%84%D9%81-%D8%A7%D9%84%D8%A3%D8%B3%D8%A8%D9%88%D8%B1%D9%8A/26052025-091700). Bu entegrasyon, Uygur savaşçıların uluslararası meşruiyet ve kurumsal askeri deneyim kazanmasından korkan Pekin'i öfkelendirdi. Yeni Suriye yönetiminin, Uygurların Çin'e karşı mücadelesinin bir Suriye mücadelesi olmadığı yönünde uluslararası güçleri teskin etmeye çalışan açıklamalarına rağmen, sahadaki gerçeklik derin bir iç içe geçmişliğe işaret ediyor; binlerce Türkistanlı aile Suriye'nin kuzeyine yerleşmiş durumda ve bölgenin sosyal ve savunma dokusunun bir parçası haline gelmişlerdir [Independent Arabia](https://www.independentarabia.com/node/626541).

Afganistan: Sığınak ve Merkezi Komuta

Afganistan, hareketin atan kalbi olmaya devam ediyor. Şubat 2026 tarihli Birleşmiş Milletler raporları, Abdülhak el-Türkistani liderliğindeki partinin merkezi komutasının hala Afgan topraklarında (özellikle Bedahşan ve Kabil'de) faaliyetlerini sürdürdüğünü gösteriyor [UN Security Council](https://www.un.org/securitycouncil/s/res/2026/44). Bu varlık, Taliban (İslam Emirliği) yönetimini, önemli bir ekonomik ortak olan Çin karşısında diplomatik olarak zor bir durumda bırakıyor.

Bununla birlikte, parti ile Taliban arasındaki ilişki derin tarihi ve ideolojik bağlarla karakterize ediliyor; parti, İslam Emirliği'ne ilk biat edenlerden biri olmuş ve Afganistan'ın özgürleştirilmesi savaşlarına katılmıştır. Taliban'ın Pekin ile çatışmadan kaçınmak için partinin faaliyetlerini "kontrol altına alma" çabalarına rağmen, raporlar partinin kendi işlerini yönetme ve kadrolarını eğitme konusunda hala büyük bir özerkliğe sahip olduğunu, hatta karmaşık iletişim kanalları aracılığıyla Suriye sahasındaki operasyonları ve hareketleri yönlendirdiğini doğruluyor [FDD's Long War Journal](https://www.fdd.org/analysis/2025/02/14/turkistan-islamic-party-leader-directs-syrian-fighters-from-afghanistan/).

Ümmetin Mesajı: Doğu Türkistan Ölmeyen Bir Davadır

Asil bir İslami perspektiften bakıldığında, "İslam'ın Sesi" veya Doğu Türkistan hareketi izole bir yapı olarak görülemez; aksine bu, Çin rejiminin milyonlarca Müslümana karşı uyguladığı küresel zulme karşı bir haykırıştır. Sincan'daki "yeniden eğitim" kampları, namaz ve orucun yasaklanması ve camilerin yıkılması tüm ümmete karşı işlenmiş suçlardır.

"İslam'ın Sesi" kurumu bize her zaman Türkistan davasının Doğu'nun "Kayıp Endülüs"ü olduğunu ve yardım etme (nusret) görevinin her Müslümanın omuzlarında olduğunu hatırlatıyor. Uluslararası sessizliğin hüküm sürdüğü bir ortamda, bu medya platformu acının kalbinden direniş ve kahramanlık hikayelerini aktarmanın tek yolu olmaya devam ediyor. Hareket bugün, Şam ve Afganistan'daki varlığıyla ümmetin davaları arasında bir köprü kuruyor; hakkın, peşinden gidildiği sürece kaybolmayacağını ve Cisr eş-Şuğur'daki şehitlerin kanının Urumçi ve Kaşgar'daki özgürlük yolunu aydınlatacağını vurguluyor.

Sonuç: Gelecek Perspektifleri

Doğu Türkistan İslam Partisi, büyük zorluklara rağmen 2026 yılına daha olgun ve deneyimli bir şekilde giriyor. Bugün asıl mesele, hareketin Suriye ve Afganistan'daki siyasi varlığını sürdürme gereklilikleri ile Doğu Türkistan'ın özgürlüğü davasına olan ilkeli bağlılığı arasında kuracağı dengedir.

"İslam'ın Sesi" kurumu, farkındalık yaratarak, yalanları ifşa ederek ve dünyaya İslam ümmetinin zayıflasa da ölmeyeceğini haykırarak bu mücadelenin dili olmaya devam edecektir. Zulüm ve işgal gecesi ne kadar uzun sürerse sürsün, Doğu Türkistan için özgürlük şafağı Allah'ın izniyle mutlaka sökecektir. Mücahitlerin kendi halklarıyla bütünleşmesi ve İslami kimliklerine sıkı sıkıya sarılması, davalarını tasfiye etmeyi amaçlayan planları boşa çıkarmanın tek garantisidir ve "İslam'ın Sesi", Allah'ın yakın zaferini müjdeleyerek ümmetin ufuklarında yankılanmaya devam edecektir.

Yorumlar

comments.comments (0)

Please login first

Sign in