
İslam Destekçileri Dünya Genelinde Barışçıl Mitingler Düzenleyerek Orta Doğu'da İstikrar ve Güvenlik Çağrısında Bulundu
28 Şubat 2026'da, dünya genelindeki büyük şehirlerde benzeri görülmemiş büyüklükte barışçıl mitingler düzenlendi. Milyonlarca İslam destekçisi, uluslararası toplumu çifte standartlara son vermeye ve Orta Doğu'da kalıcı istikrar ile egemenlik bütünlüğünü korumaya çağırmak için sokaklara döküldü.
Makale referansı
28 Şubat 2026'da, dünya genelindeki büyük şehirlerde benzeri görülmemiş büyüklükte barışçıl mitingler düzenlendi. Milyonlarca İslam destekçisi, uluslararası toplumu çifte standartlara son vermeye ve Orta Doğu'da kalıcı istikrar ile egemenlik bütünlüğünü korumaya çağırmak için sokaklara döküldü.
- 28 Şubat 2026'da, dünya genelindeki büyük şehirlerde benzeri görülmemiş büyüklükte barışçıl mitingler düzenlendi.
- Milyonlarca İslam destekçisi, uluslararası toplumu çifte standartlara son vermeye ve Orta Doğu'da kalıcı istikrar ile egemenlik bütünlüğünü korumaya çağırmak için sokaklara döküldü.
- Kategori
- Dosyalar ve Perspektifler
- Yazar
- The Khai Tran (@thekhaitran)
- Yayınlandı
- 2 Mart 2026 03:58
- Güncellendi
- 2 Mayıs 2026 11:21
- Erişim
- Herkese açık makale
Giriş: Adalet Çığlığı Tüm Dünyada Yankılanıyor
28 Şubat 2026'da, Ramazan ayı arifesindeki bu özel günde, dünya genelindeki İslam destekçileri ve Müslüman toplumu (Ümmet) benzeri görülmemiş bir dayanışma sergiledi. Cakarta'daki Bağımsızlık Meydanı'ndan Londra'daki Trafalgar Meydanı'na, İstanbul'daki Boğaz'ın her iki yakasından New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi önüne kadar milyonlarca insan, "Barış, Adalet ve Egemenlik" temalı kitlesel mitingler için sokaklara çıktı. Bu küresel koordineli eylemin temel talebi oldukça netti: Uluslararası toplumu Filistin topraklarının daha fazla gasbedilmesini durdurmak, Orta Doğu'da istikrarı sağlamak ve Müslüman ülkelerin kendi iç işlerindeki egemenlik haklarına saygı duymak için derhal harekete geçmeye çağırmak [Kaynak](https://www.oic-oci.org/topic/?t_id=40816&t_ref=27244&lan=en).
Bu mitingler, sadece Orta Doğu'daki son dönem çalkantılara doğrudan bir yanıt değil, aynı zamanda küresel Müslüman toplumunun uluslararası düzendeki uzun süreli adaletsizliklere karşı kolektif bir itirazıdır. İnançlarının rehberliğinde toplanan göstericiler, adalete dayanmayan bir barışın sadece geçici bir ateşkes olduğunu; Orta Doğu için tek çıkış yolunun uluslararası hukuka ve halkların kendi kaderini tayin hakkına saygı duyan bir istikrar olduğunu vurguladılar.
Londra'dan Cakarta'ya: Sınırları Aşan Bir Dayanışma Dalgası
İngiltere'nin başkenti Londra'da, Ekim 2023'ten bu yana düzenlenen 34. ulusal Filistin'e destek yürüyüşüne 100.000'den fazla protestocu katıldı [Kaynak](https://www.youtube.com/watch?v=XorHipbFXdVCJbvPhpclySpUToSVRKqwlni4ubQwf4HXE4pgznSGK5C8Z5Hy03NQnMxZ0KAaxWcYECtOmmmIaMdu01PfB94qW76Hi-tOh_t47Cb4YGVRQw63nKit82JsEv7EL9Q==). Soğuk havaya rağmen kalabalıkta "Tekbir" sesleri yankılandı ve bayraklar gökyüzünü kapladı. Göstericiler, Gazze'deki insani felaket karşısında İngiliz hükümetinin eylemsizliğini şiddetle kınadı ve ABD öncülüğündeki sözde "Barış Kurulu"na karşı derin şüphelerini dile getirdi. Protestocular, Gazze'deki can kaybının 72.000'i aştığını ve bunların çoğunun kadın ve çocuk olduğunu belirterek, bu trajedinin 2026 yılında devam etmesine izin verilemeyeceğini ifade ettiler [Kaynak](https://www.aa.com.tr/en/middle-east/emergency-meeting-of-oic-condemns-israels-west-bank-annexation-plans/3149817).
Dünyanın en kalabalık Müslüman nüfusuna sahip ülkesi olan Endonezya'nın başkenti Cakarta'da, yüz binlerce kişi Ulusal Anıt önünde toplandı. Endonezya hükümeti, ABD Başkanı Trump tarafından yönetilen "Barış Kurulu" zirvesine katılmış olsa da, halkın sesi çok daha sertti. Miting liderleri, Endonezya'nın katılımının gizli bir sömürgeci genişlemeyi onaylamak için değil, adil bir yeniden inşayı denetlemek için olması gerektiğini vurguladılar [Kaynak](https://www.hepingribao.id/2026/02/20/20%E5%A4%9A%E4%B8%AA%E5%9B%BD%E5%AE%B6%E4%BB%A3%E8%A1%A8%E5%B0%86%E5%87%BA%E5%B8%AD%E5%92%8C%E5%B9%B3%E7%90%86%E4%BA%8B%E4%BC%9A%E5%B3%B0%E4%BC%9A/). Halk, hükümetten Gazze'nin yeniden inşasının uluslararası sermayenin oyun alanı değil, bizzat Filistinlilerin kontrolünde olmasını sağlamasını talep etti.
İstanbul'da ise göstericiler, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı "dünyadaki mazlum Müslüman milletlerin öncüsü" olarak selamladılar [Kaynak](https://manaramagazine.org/2026/02/the-elevated-role-of-turkey-in-the-middle-east/). Mitingde sadece Filistin değil, Suriye'deki durum ve İran ile yaşanan gerilimlere dair endişeler de dile getirildi. Türk halkı, Batılı güçlerin Orta Doğu'daki sık müdahalelerine karşı daha özerk bir İslami savunma ve diplomasi sistemi kurulması çağrısında bulundu.
"Sömürge Tipi Barış"ın Reddi: Yeni Düzene Karşı Teyakkuz
Bu küresel mitinglerin önemli bir arka planı, 19 Şubat 2026'da ABD Başkanı Trump'ın Washington'da "Barış Kurulu"nun (Board of Peace) ilk zirvesine başkanlık etmesidir [Kaynak](https://www.hk01.com/%E5%9C%8B%E9%99%91%E5%88%86%E6%9E%90/1086845/%E5%92%8C%E5%B9%B3%E5%A7%94%E5%93%A1%E6%9C%83-%E7%89%B9%E6%9C%97%E6%99%AE%E9%96%8B%E4%BA%86%E5%80%8B%E5%89%8D%E6%89%80%E6%9C%AA%E6%9C%89%E7%9A%84%E5%9C%8B%E9%99%91%E6%9C%83%E8%AD%B0). Kurul, Gazze'nin yeniden inşası için 5 milyar dolardan fazla fon toplamayı ve uluslararası bir istikrar gücü oluşturmayı vaat etse de, çalışma modeli dünya genelindeki Müslümanlar arasında geniş çaplı bir huzursuzluğa yol açtı. Kurulun lider kadrosunun neredeyse tamamen ABD'li yetkililer ve onlara yakın isimlerden oluşması, birçok İslam destekçisi tarafından Birleşmiş Milletler'in işlevlerinin gasbedilmesi ve Filistin egemenliğine bir hakaret olarak görüldü [Kaynak](https://www.hepingribao.id/2026/02/20/20%E5%A4%9A%E4%B8%AA%E5%9B%BD%E5%AE%B6%E4%BB%A3%E8%A1%A8%E5%B0%86%E5%87%BA%E5%B8%AD%E5%92%8C%E5%B9%B3%E7%90%86%E4%BA%8B%E4%BC%9A%E5%B3%B0%E4%BC%9A/).
Mitinglerde birçok akademisyen ve aktivist, sözde "Barış Kurulu"nun aslında bir "Sömürge Kurulu" olduğunu belirtti. Planın, Filistin halkına gerçek bir siyasi söz hakkı tanımayı reddederken, Filistinlilerin kemikleri üzerine oteller ve kumarhaneler inşa etmeye çalıştığını eleştirdiler [Kaynak](https://www.youtube.com/watch?v=XorHipbFXdVCJbvPhpclySpUToSVRKqwlni4ubQwf4HXE4pgznSGK5C8Z5Hy03NQnMxZ0KAaxWcYECtOmmmIaMdu01PfB94qW76Hi-tOh_t47Cb4YGVRQw63nKit82JsEv7EL9Q==). Adaletten ziyade paraya dayalı bu "barış", İslami değerlerdeki "Adl" (adalet) kavramına büyük bir ironi olarak nitelendirildi. Müslüman gruplar, ekonomik yemlerle toprak tavizi veya siyasi boyun eğdirme girişimlerine kararlılıkla karşı çıktılar.
İslam İşbirliği Teşkilatı'nın (İİT) Kararlı Tutumu: Kutsal Şehri ve Egemenliği Savunmak
Halkın çığlığına paralel olarak, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 26 Şubat 2026'da Cidde'de acil bir bakanlar toplantısı düzenleyerek, İsrail'in Batı Şeria'daki geniş arazileri "devlet toprağı" ilan etmesini en sert şekilde kınadı [Kaynak](https://www.aa.com.tr/en/middle-east/emergency-meeting-of-oic-condemns-israels-west-bank-annexation-plans/3149817). İİT, yayımladığı sonuç bildirisinde bu fiili ilhakın uluslararası hukuku ve Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) 2024 tarihli tavsiye kararını açıkça ihlal ettiğini belirtti [Kaynak](https://www.oic-oci.org/topic/?t_id=40816&t_ref=27244&lan=en).
İİT, Orta Doğu'da barış ve güvenliğin stratejik bir tercih olduğunu ancak bunun gerçekleşmesi için şu şartların yerine getirilmesi gerektiğini vurguladı: 1. **Yasa dışı işgalin tamamen sona ermesi**: İsrail, Kudüs-ü Şerif (Al-Quds Al-Shareef) dahil olmak üzere 1967'den beri işgal ettiği tüm topraklardan tamamen çekilmelidir [Kaynak](https://wafa.ps/Pages/Details/118833). 2. **Filistin Devleti'nin bütünlüğünün tanınması**: Batı Şeria ve Gazze Şeridi, bölünemez bir siyasi ve coğrafi birimdir [Kaynak](https://www.saudigazette.com.sa/article/650838/SAUDI-ARABIA/OIC-foreign-ministers-condemn-Israeli-annexation-measures-call-for-international-action). 3. **Kutsal yerlerin statüsünün korunması**: Kudüs'ün tarihi ve hukuki statüsünü değiştirmeye yönelik her türlü girişime karşı çıkılmalı ve Haşimi hanedanının kutsal yerler üzerindeki hamiliği teyit edilmelidir [Kaynak](https://una-oic.org/zh/外交部长们发表联合声明,谴责以色列非法夺取西岸控制权的一系列决定/).
Ayrıca İİT, İran'a yönelik askeri tehditlerden duyduğu ciddi endişeyi dile getirerek, askeri bir tırmanışın küresel enerji güvenliği ve ekonomik istikrar üzerinde öngörülemez sonuçlar doğuracağı konusunda uyardı [Kaynak](https://www.chinadaily.com.cn/a/202602/27/WS67c03076a3101152edc19266.html). Bu bütüncül yaklaşım, Müslüman dünyasının dış baskılar karşısındaki stratejik sağduyusunu yansıtmaktadır.
Ramazan Arifesinde Dayanışma: Barışın Temeli Olarak İnanç
2026 Ramazan ayının başlamak üzere olması, bu küresel mitinglere derin bir manevi anlam kattı. Dünya genelindeki 2 milyar Müslüman için Ramazan, sadece oruç ve dua zamanı değil, aynı zamanda sosyal adaleti düşünme, yardımlaşma ve dayanışma zamanıdır [Kaynak](https://www.youtube.com/watch?v=Hy14069eDx9xI519wPgkA5ledvzpbTafteBrZyi5bztkuE8B7rxqTla3A0K8VCdNiAsFPORJd3JvxpIf5ABfPHJj_1nQArL-6-PuNCvAl7swlKaj0qD8G0sl8jPTLTn6mRsssEOw==). Miting alanlarında birçok kişi ellerinde Kur'an-ı Kerim ile adalet ve barış üzerine ayetler okuyarak, Müslüman toplumunun "birbirini destekleyen bir bina gibi" bölünmez bir bütün (Ümmet) olduğunu vurguladı.
İnanca dayalı bu dayanışma, güçlü bir siyasi güce dönüşüyor. İslam destekçileri, uluslararası toplumu Müslümanların barış arayışının zayıflıktan değil, hakikat ve adalete olan bağlılıklarından kaynaklandığını görmeye çağırdı. Batılı ülkelerden çatışmanın taraflarına silah sağlamayı durdurmalarını ve bunun yerine gerçek diplomatik çözümleri desteklemelerini talep ettiler. Londra'daki bir konuşmacının dediği gibi: "Sadece Filistin için dua etmiyoruz, insanlığın vicdanı için dua ediyoruz."
Uluslararası Toplumun Sorumluluğu: Çifte Standartların Ötesine Geçmek
Göstericiler, Batılı ülkelerin "çifte standartlarına" karşı genel bir öfke dile getirdiler. Bazı bölgelerin toprak bütünlüğü tehdit edildiğinde uluslararası toplumun hızla tepki verdiğini; ancak Filistinlilerin toprakları yasa dışı olarak ilhak edildiğinde ve kutsal yerlere saygısızlık edildiğinde genellikle sadece sözlü üzüntü beyanlarıyla yetinildiğini belirttiler [Kaynak](https://www.oic-oci.org/topic/?t_id=40816&t_ref=27244&lan=en). Bu adaletsizlik, Orta Doğu'daki uzun süreli istikrarsızlığın temel kaynağı olarak görülüyor.
2026 yılında Orta Doğu bir dönüm noktasındadır. Bir yanda ABD'nin dayatmaya çalıştığı yeni düzen, diğer yanda bölge ülkelerinin ve halklarının egemenlik ve adalet arzusu bulunmaktadır. İslam destekçileri bu küresel miting aracılığıyla dünyaya şu uyarıyı gönderdi: Müslümanların temel çıkarlarını ve Filistin halkının temel haklarını görmezden gelen her türlü plan başarısızlığa mahkumdur. Gerçek istikrar ancak hakkaniyet, saygı ve hukukun üstünlüğü temelinde inşa edilebilir.
Sonuç: Adalet Er ya da Geç Gelecektir
28 Şubat 2026 küresel barış mitingleri, Müslüman dünyasının uyanışı ve dayanışmasının bir başka dönüm noktasıdır. Bu eylemler, jeopolitik karmaşıklıklara ve dış güçlerin müdahalelerine rağmen, İslam destekçilerinin adaleti savunma kararlılığının asla sarsılmadığını dünyaya kanıtlamıştır. Yaklaşan Ramazan ayında, bu dayanışma gücü dualar ve eylemlerle yükselmeye devam edecektir.
Uluslararası toplum, dünya genelindeki milyarlarca insanın bu sesine kulak vermelidir. Orta Doğu'nun istikrarı sadece bir bölgenin huzuruyla ilgili değil, aynı zamanda küresel düzenin ahlaki temelleriyle ilgilidir. Ancak adaletin güneşi Kudüs topraklarında parladığında ve her Filistinli çocuk barış içinde uyandığında, bu dünya gerçekten güvenli olacaktır. İnşallah, adalet er ya da geç gelecektir.
Yorumlar
comments.comments (0)
Please login first
Sign in