
Ekber Şah'ın Hamzanamesi'ndeki 1.400 resimden geriye ne kaldı?
Ekber Şah'ın Hamzanamesi için 1.400 resim hesabının kaynağı, pamuk ve kâğıttan yapılan yapraklar, günümüze ulaşan eserler ve müzelerin farklı sayımları.
Ekber Şah'ın Hamzanamesi, 16. yüzyılın ikinci yarısında Babür sarayında hazırlanan, Farsça anlatıyla büyük boy resimleri birleştiren bir projeydi. Sık kullanılan yaklaşık 1.400 resim ifadesi, bugün bir arada duran eserlerin sayısı değil, başlangıçtaki çalışma için yapılan bir yeniden kurmadır. Yaprakların ancak küçük bir bölümü günümüze geldi. Londra'daki Victoria and Albert Museum 200'den az resimden söz ederken Viyana'daki MAK dünya çapında 200 yaprak der. Bu iki kurumun sözlerini tek, kesin bir envantere dönüştürmek doğru değildir. Özgün ciltler de eksiksiz bir takım olarak korunmamıştır.
Resimler pamuklu kumaş üzerine yapıldı ve Farsça metin taşıyan kâğıda bağlandı. Bu nedenle sıradan bir kitap sayfasına çizilmiş ufak görsellerden bahsetmiyoruz. Konuyu anlamak için üç tür bilgiyi ayırmak gerekir: Emir Hamza'nın efsanevi serüveni, müzede bulunan fiziksel yaprağın özellikleri ve Ekber'in büyük siparişine ilişkin tarihsel çıkarımlar. Metropolitan Museum of Art, V&A ve Cleveland Museum of Art bu soruların farklı parçalarına ışık tutar. Bir resim gerçekten 16. yüzyıl saray atölyesinden kalmış olabilir; içindeki olağanüstü macera yine de tarihsel olay olmak zorunda değildir.
Emir Hamza, Hz. Muhammed'in tarihsel amcasının biyografisi midir?
Kahramanın adı, Hz. Muhammed'in tarihsel amcası Hamza bin Abdülmuttalib ile ilişkilidir. Ancak uzun Hamzaname anlatısını onun doğrulanmış hayat hikâyesi gibi okumak yanıltıcı olur. Yolculuk eden kahramanlar, yardımcılar, düşmanlar ve doğaüstü varlıklar yüzyıllar boyunca gelişen edebî geleneğin parçasıdır. V&A öykülerin önce sözlü olarak anlatıldığını, Ekber'in daha sonra sarayı için Farsça bir düzyazı biçimi hazırlanmasını istediğini açıklar. MAK da tarihsel adla kurmaca olayların zaman içinde birleşmesine dikkat çeker.
Met koleksiyonundaki Mihrdukht yaprağı ayrımı somutlaştırır. Prenses, altın bir kuşa asılı halkadan ok geçirir. Müzenin özetine göre anlatıdaki Hamza'nın oğlu Hamid bu sınavı başarıyla tamamlar ve prensesle evlenme hakkı kazanır. Kumaş, pigment ve resim gerçekten incelenebilen birer maddi kanıttır. Fakat katalog, böyle bir sınavın peygamberin amcasının yaşadığı 7. yüzyılda gerçekleştiğini göstermez. Resmin yaklaşık 1570'e tarihlenmesi, işlenen maceranın tarihini değil nesnenin üretim dönemini belirtir.
Dinî çağrışımlar için de aynı dikkat gerekir. Müslüman adları ve Farsça konuşulan saray çevresi eserin kültürel tarihine aittir; fantastik figürler otomatik olarak bir inanç hükmünü temsil etmez. Önce katalogdaki belirli sahneyi tanımlamak, ardından onun uzun öykü içindeki yerini sormak daha açıklayıcıdır. Böylece anlatının hayal gücü korunur ve tarihsel bir kişinin yaşamı için gerçekte bulunmayan belgeler icat edilmez.
1.400 resim hesabı ve on iki ya da on dört cilt bilgisi nereden gelir?
Cleveland kataloğu yaygın hesabı her biri yüz resimli on dört cilt olarak verir. Çarpım 1.400'dür; Met de Ekber'in siparişi için bu sayıyı kullanır. Ancak V&A eski anlatımlarda on iki veya on dört cilt geçtiğini, cilt başına yaklaşık yüz resimden ve aşağı yukarı on beş yıllık çalışmadan söz edildiğini belirtir. Bugün tüm ciltler eksiksiz biçimde mevcut olmadığından sayfaları yeniden açıp sayamayız. Bu yüzden 1.400, kayıtlardan çıkarılan proje ölçeğini anlatır; eldeki yaprakların güncel sayısını veya bitirilmiş resimlerin tartışmasız toplamını değil.
Met yaklaşık yüz sanatçının bu uzun süreçte çalıştığını söyler. Bu ifade, her bir yaprağı aynı anda yüz ressamın boyadığı anlamına gelmez. Kompozisyon çizimi, renk, altın, yazı ve katmanların birleştirilmesi farklı uzmanlıklar isteyebilir. Tek bir yaprak çoğunlukla bütün iş bölümlerini açıklayan bir kayıt taşımaz. Bir katalog sanatçı adı yazdığında bunun imza mı, üslup karşılaştırması mı yoksa ihtiyatlı bir atıf mı olduğunu ayrıca okumak gerekir.
Büyük resimli yazmalardaki iş birliğini anlamak için Şah Tahmasb'ın Şehnamesi yararlı bir karşılaştırmadır. Ne var ki bu, başka bir İran sarayının farklı patronu ve farklı sonraki serüveni olan ayrı bir projedir. Karşılaştırma, metinle görselin nasıl koordine edilebileceği konusunda soru sordurur; Hamzaname'nin kayıp ciltlerini tamamlamaz ve tam 1.400 sahnenin gerçekten bitirildiğini kanıtlamaz.
Çalışma ne zaman başladı ve müzeler neden farklı tarihler veriyor?
Met, Ekber'in yazmayı 1562'de sipariş ettiğini söyler ve savaş sahnesi içeren 18.44.2 numaralı yaprağı yaklaşık 1564–1569 arasına tarihler. V&A projenin geneli için çoğunlukla 1562–1577 aralığını kullanır. MAK daha geniş bir 1557–1577 aralığı verir. Bu tarihler her zaman aynı olayı tarif etmiyor olabilir: saray emri, atölyenin çalışmaya başlaması, metnin hazırlanması ve belirli bir resmin boyanması ayrı aşamalardır. Müze kayıtlarındaki “yaklaşık” ifadesi, kesin gün belirten bir ödeme belgesi yerine uzman değerlendirmesine işaret eder.
Met'in Mihrdukht yaprağı yaklaşık 1570 tarihini taşır. Bu, uzun bir üretim dönemine uyar ama tüm ciltlerin tarihini belirlemez. Hikâyelerin seçilmesi, yazılması, kopyalanması, resimlerin pamuk üzerinde işlenmesi ve katmanların bir araya getirilmesi kısmen eş zamanlı yürümüş olabilir. Özgün ciltlerin tamamı kaybolduğu için her yaprağı kesintisiz bir üretim takvimine yerleştirmek mümkün değildir.
Bu resimleri Ekber'in başka kararlarına doğrudan kanıt yapmak da sorun yaratır. Onun din politikası, sulh-i kull ve Din-i İlahi tartışması kendi kaynakları ve kronolojisiyle incelenmelidir. Müslüman adı taşıyan efsanevi bir kahramanın resmi, imparatorun sonraki dinî görüşmelerde ne düşündüğünü tek başına göstermez. Saray sanatı ile siyaset tarihi ilişkilendirilebilir; fakat her somut iddia için uygun ayrı kanıt gerekir.
Pamuk ve kâğıt yaprağı nasıl oluşturuyordu?
V&A çok katmanlı bir yapı tarif eder: Farsça metin kâğıtta, resim pamukta, ardından parçalar birbirine yapıştırılmıştır. Dolayısıyla söz konusu olan kâğıt sayfasının üstüne doğrudan yapılmış küçük bir minyatür değildir. Met, 18.44.2 için kâğıda monte kumaş üzerinde mürekkep, örtücü sulu boya ve altın belirtir; katalog ölçüsü 68,6 × 54 santimetredir. Cleveland'ın 1976.74 yaprağı ise pamuk ve kâğıt üzerinde zamklı tempera, mürekkep ve altın olarak tanımlanır; müze açıkça sayfa boyutunu 83,7 × 67 santimetre diye verir. Farklı nesnelerden ve kısmen farklı ölçüm tanımlarından söz ediyoruz.
Mihrdukht yaprağının Met kaydı, 2022.170, resim alanını 67,8 × 52 santimetre olarak çerçeve ölçüsünden ayrı verir. “Resim”, “sayfa” ve “çerçeve” etiketleri kaldırılarak rakamlar yan yana dizilirse yanlış bir karşılaştırma doğar. Üç örneğin ölçüsü, başlangıçta tasarlanan bütün resimlerin aynı boyutta olduğunu da kanıtlamaz. Sonradan kesilmiş kenarlar, restorasyon ve yeniden çerçeveleme bugün ölçülen alanı etkileyebilir.
Dijital fotoğraf kompozisyonu erişilebilir kılar, ancak arka yüzü, katmanların birleştiği çizgiyi veya kumaş liflerini her zaman göstermez. Bu sorular fiziksel nesneye ve koruma belgelerine bakmayı gerektirir. Met başka bir yaprakta resimlerin sözlü anlatım sırasında dinleyicilere gösterilmiş olabileceğini söyler. Büyük boyut bu olasılığı anlaşılır kılar; “olabilir” sözcüğü yine de önemlidir. Hipotez, her yaprağın nasıl kullanıldığına ilişkin kesin bir saray talimatı değildir.
Dört müze yaprağının sahneleri hangi bilgileri sağlar?
Met'in savaş yaprağı 18.44.2, Hamza'nın müttefikleri Kasım ile Bediüzzaman'ı bir köşk altında savaşırken gösterir. Müze yaprağı yaklaşık 1564–1569'a koyar ve onu ihtiyatla Şravana, Dasavanta ve Tara'ya atfeder. Nesne, kalabalık bir kompozisyonun hareketi nasıl kurduğunu görmemize yardım eder. Bununla birlikte katalog, ilk çizgiyi ya da son altın fırça darbesini kimin attığını kaydetmez. Bir yaprağa ait belirsiz atıf diğer bütün yapraklara aktarılamaz.
2022.170 numaralı Mihrdukht yaprağında ok ve halka sınavı vardır. Met bunu Hamid ile prensesin öyküsünün bir parçası olarak anlatır. Sahne, büyük dizinin yalnızca savaşlardan ibaret olmadığını ortaya koyar; ilişkiler, maharet ve beklenti de resim konusu olabilir. Aynı müzedeki iki yaprağın malzemesini karşılaştırmak yararlıdır. Fakat bugünkü ortak koleksiyon, geçmişte kayıp bir cilt içinde yan yana bulunduklarının kanıtı değildir.
Cleveland'ın 1976.74 numaralı yaprağında Alemşah güçlü bir su akıntısının yanındadır. Müzenin özetine göre düşman, Alemşah'ın babası Hamza'nın kampını basmak için barajdaki büyük bronz tıkacı kaldırmış; kahraman düşmanı öldürmüştür. Cleveland yaprağı on birinci ciltle ilişkilendirir ve alt kenardaki başlığın önceki sayfadan gelen metni sürdürdüğünü belirtir. Bu somut ayrıntı, anlatı sırasına ilişkin iki resmin genel benzerliğinden güçlü bir ipucudur. Yine de tüm kayıp cildin sırasını tek başına geri getirmez.
Met'in 24.48.1 numaralı yaprağı, tüccar Misbah ile casus Parran'ın Hamza'nın kaçırılan oğlunu kurtarmak için plan yapmasını konu alır. Müze yaklaşık 1570 tarihini verir; Dasavanta ile Mithra'ya atıfta bulunur. Dört nesne birlikte savaş, okçuluk sınavı, sel tehlikesi ve gizli kurtarma planını gösterir. Bunlar Ekber sarayındaki resim ve edebî anlatı için maddi tanıklardır; tarihsel Hamza'nın hayatına dair dört bağımsız haber metni değildir.
Bazı yaprakların Londra'ya giden yolu nasıl belgelenmiştir?
V&A kendi koleksiyonunun bir bölümüne ait geç dönem öyküsünü anlatır. 1880–1881 kışında o zamanki South Kensington Museum için eser satın alan Caspar Purdon Clarke, Keşmir'deki Srinagar kentinde bir dükkâna uğradı. Büyük resimleri gördü ve satın aldı. Müzenin aktardığına göre bazılarının dükkân pencerelerinde kış soğuğunu kesmek için kullanıldığı anlaşılmıştı. Bu, belirli yaprakların 19. yüzyıldaki durumu hakkında bir izdir. Dünyadaki bütün Hamzaname yapraklarının aynı dükkândan geçtiğine dair kanıt değildir.
V&A, yangın ve yağmurun verdiği hasarı, solmuş renkleri ve daha sonra silinmiş yüzleri de kaydeder. Günümüzde Londra ile Viyana'daki dijital görüntüler karşılaştırılırken hem 16. yüzyılın sanatına hem de sonraki kullanım ve koruma tarihine bakılır. Müze, Viyana grubunun daha iyi korunmuş olmasının başlangıçtaki renk gücünü düşünmeye yardımcı olabileceğini belirtir. Yine de iyi durumdaki tek bir yaprak, bütün özgün ciltlerin bir aradayken nasıl göründüğünü gösteremez.
Belirli bir eserin köken zincirinde üretim, ciltlerin dağılması, belgeli ya da bilinmeyen el değiştirmeler, müzeye giriş ve koruma aşamaları bulunur. Eksik halkaları, saray atölyesinden vitrine uzanan düzgün ama uydurma bir yolculukla doldurmamak gerekir. Bir yaprağı araştırırken envanter numarası ve satın alma kaydı genel eser adından daha fazla bilgi verebilir. Aynı dizideki başka bir resim bambaşka bir yol izlemiş olabilir.
Kaç resim yaşadı ve Ekber'in atölyesinde kimler çalıştı?
V&A 200'den az resim kaldığını söyler. Kendi koleksiyonunda 28 tam yaprak ve iki parça sayar; en büyük grubu MAK'ın 60 yaprağı olarak belirtir. Eylül 2026'da güncellenen MAK koleksiyon sayfası ise dünya toplamını 200 yaprak diye yazar ve Viyana'daki 60 yaprağı doğrular. Sayfalar, bu küçük farkı kesin olarak açıklayan ortak bir sayım kuralı yayımlamaz. En dikkatli kısa yanıt “yaklaşık iki yüz veya daha az”dır; daha net sayı verilirse hangi kurumun hangi kaydına dayandığı da belirtilmelidir.
V&A, saray kitaplığındaki çalışmaya İran geleneğinde yetişmiş iki ustanın ve Hint altkıtasından sanatçıların katıldığını anlatır. Hattatlar, müzehhipler ve ciltçiler de üretimin parçalarıydı. Met'in 1600 öncesi Babür sanatını anlatan yazısı, Ekber'in çevresinde Fars ve Hint kökenli, Müslüman ve Hindu sanatçıların birlikte çalıştığı bağlamı verir. Bu, karma bir atölyeyi destekler; yine de her yapraktaki belirli el dağılımını otomatik olarak açıklamaz.
V&A, daha sonraki Ekbername yazıtlarını karşılaştırma için anarak kimi zaman tasarım ile renklendirmeyi yapan kişilerin ayrılabildiğini söyler. Bu örnek saray iş bölümünü düşünmek için yararlıdır; Hamzaname'nin her sayfasına ait bir çalışma günlüğü değildir. Müze “muhtemelen” veya “atfedilir” diyorsa editoryal anlatımda da bu ihtiyat korunmalıdır.
İnsanlar, hayvanlar, yapılar ve bitkisel süslemeler büyük yüzeylerde yan yana gelir. Daha geniş karşılaştırma için İslam sanatında insan ve hayvan tasvirleri yararlıdır. Arabesk ve bitkisel kıvrımlar üzerine yazı da belirli bir olayı anlatan sahneyi tekrar eden bezemeden ayırmaya yardımcı olur. Bu karşılaştırmalar görsel okumayı geliştirir; bilinmeyen bir ressamın adını veya kayıp ciltteki sayfa yerini kendiliğinden belirlemez.
Kapak görseli, yapay zekâ desteğiyle oluşturulmuş özgün bir tarihî canlandırmadır. Günümüze ulaşmış belirli bir Hamzaname yaprağının, belgeli bir atölyenin ya da adı bilinen bir ressamın eserinin fotoğrafı değildir.
Kaynaklar
- Metropolitan Museum of Art, savaş yaprağı 18.44.2 — Siparişin tarihi, yeniden kurulan proje boyutu, bu yaprağın tarihi, malzemesi, ölçüsü ve ihtiyatlı sanatçı atfı için; bütün korunmuş resimlerin sayımı değildir.
- Victoria and Albert Museum, “The arts of the Mughal Empire” — Sözlü anlatı, on iki/on dört cilt bilgisi, 1562–1577 aralığı, pamuk-kâğıt birleşimi, kendi koruma sayıları ve 1880–81 Srinagar alımı için.
- Cleveland Museum of Art, Alemşah ve baraj, 1976.74 — On dört çarpı yüz hesabı, on birinci cilt, sayfa ölçüsü, malzeme, bronz tıkaç ve başlığın önceki sayfayı sürdürmesi için.
- MAK Wien, Hamzaname koleksiyon kaydı — Daha geniş tarihleme, Viyana'daki 60 yaprak ve dünya çapındaki 200 ifadesi için; V&A'nın “200'den az” kaydıyla sessizce eşitlenmez.
- Metropolitan Museum of Art, Mihrdukht, 2022.170 — Okçuluk sahnesi, tarih ve malzeme ile resim alanı ve çerçeve ölçüsünün ayrımı için.
- Metropolitan Museum of Art, Misbah ve Parran, 24.48.1 — Kurtarma planı, tarih, malzeme, atıf ve sözlü anlatım sırasında resim gösterme olasılığı için.
- Metropolitan Museum of Art, “The Art of the Mughals before 1600” — Ekber sarayında Fars ve Hint sanatçıların çalışma ortamı için; tüm Hamzaname yapraklarının envanteri değildir.